Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Celcelûtiye Kasîdesi

101 beyit · Hz. Ali’ye (r.a.) nisbet edilir · Okuyan: İhsan Atasoy

Önce Türkçe anlamı, sonra Arapçası; beyit beyit dinleyin, istediğiniz bölümü döngüye alın.

▶ Uygulamada dinle

Besmele

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm — Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

1. beyit

بَدَأْتُ بِبِسْمِ اللّٰهِ رُوحِى بِهِ اهْتَدَتْ
اِلٰى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ

Sırların hazinesi olan “Bismillah” ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim.

2. beyit

وَ صَلَّيْتُ بِالثَّانِى عَلَى خَيْرِ خَلْقِهِ
مُحَمَّدِ مَنْ زَاحَ الضَّلَالَةَ وَالْغَلَتْ

Ardından mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı Hz. Muhammed’e (a.s.m.) salat getiririm.

3. beyit

اِلٰهِى لَقَدْ اَقْسَمْتُ بِاسْمِكَ دَاعِيًا
بِآجٍ وَمَا هُوجٍ جَلَتْ فَتَجَلْجَلَتْ

İlahi! Kusursuz olan Allah, Ehad, Bedi’ ve Kadir isimlerini şefaatçı kılıp niyazla Senden istiyorum!

4. beyit

سَئَلْتُكَ بِالْاِسْمِ الْمُعَظَّمِ قَدْرُهُ
وَ يَسِّرْ اُمُورِى يَا اِلٰهِى بِصَلْمَهَتْ

Kadri muazzam olan ismin hürmetine Senden niyaz ediyorum Ya ilahi, işlerimi kolaylaştır.

5. beyit

وَ يَا حَىُّ يَا قَيُّومُ اَدْعُوكَ رَاجِيًا
بِآجٍ اَيُوجٍ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْ

Ya Hayy, ya Kayyum! Allah, Ehad, Bedi’ ve Basit isimlerini şefaatçi yaparak ve ümitle Sana yalvarıyorum.

6. beyit

بِصَمْصَامٍ طَمْطَامٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ
بِمِحْرَاشٍ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ

Ey yaratma mertebelerinin en yükseğinde bulunan Allah’ım! Sabit ve Cebbar isimlerinin hakkı, uyumaz sıfatın ve ateşleri söndüren Halim ismin hürmeti için!

7. beyit

بِآجٍ اَهُوجٍ يَا اِلٰهِى مُهَوِّجٍ
وَ يَا جَلْجَلُوتٍ بِالْاِجَابَةِ هَلْهَلَتْ

Ey çabuk imdada koşan Rabbim! Allah, Ehad isimlerinin ve dualara süratle cevap veren Bedi’ isminin hürmetine Sana yalvarıyorum.

8. beyit

لِتُحْيِى حَيٰوةَ الْقَلْبِ مِنْ دَنَسٍ بِهِ
بِقَيُّوم قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَ اَشْرَقَتْ

Kayyum ismin hürmetine, kalbimi ondaki kirlerden temizleyerek ihya et! Ona Senin sırrın yerleşip ışık saçsın!

9. beyit

عَلَىَّ ضِيَاءٌ مِنْ بَوَارِقِ نُورِهِ
فَلَاحَ عَلَى وَجْهِى سَنَاءٌ وَ اَبْرَقَتْ

O sırrın nurunun parıltılarından üzerimde bir aydınlık bulunsun. Böylece yüzümde bir ışıltı zuhur edip parıldasın!

10. beyit

وَ صُبَّ عَلَى قَلْبِى شَأبِيبُ رَحْمَةٍ
بِحِكْمَةِ مَوْلٰينَا الْكَرِيم فَانْطَقَتْ

Kalbime rahmet sağanakları dökülsün de onu Kerim olan Mevlâ'mızın hikmet incileriyle dile getirsin!

11. beyit

اَحَاطَتْ بِىَ الْاَنْوَارُ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ
وَ هَيْبَةُ مَوْلٰينَا الْعَظِيم بِنَا عَلَتْ

Her yandan beni nurlar kuşatsın da büyük Mevlâ'mızın heybeti bizi kaplasın!

12. beyit

فَسُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ يَا خَيْرَ خَالِقٍ
وَ يَا خَيْرَ خَلَّاقٍ وَ اَكْرَمَ مَنْ بَغَتْ

Sen her türlü noksandan münezzehsin, ey yaratma ve her an yoktan çoklukla var etme mertebesinin en yükseğinde bulunan ve ölüleri en kerimane tarzda dirilten Allah’ım!

13. beyit

فَبَلِّغْنِى قَصْدِى وَ كُلَّ مَأْرِبِى
بِحَقِّ حُرُوفٍ بِالْهِجَاءِ تَجَمَّعَتْ

Bir araya getirilmiş hece harflerinin (Kur’an’daki bazı surelerin başında bulunan mukattaat harflerinin) hakkı için beni maksadıma ve her türlü ihtiyaçlarıma erdir.

14. beyit

بِسِرِّ حُرُوفٍ أُودِعَتْ فِي عَزِيمَتِى
بِنُورِ سَنَاءِ الْاِسْمِ وَ الرُّوحِ قَدْ عَلَتْ

Yüce İsm-i A’zamın ve Kur’an’ın her tarafı kuşatan nuruyla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine,

15. beyit

اَفِضْ لِى مِنَ الْاَنْوَارِ فَيْضَةَ مُشْرِقٍ
عَلَىَّ وَ اَحْيى مَيْتَ قَلْبِى بِطَيْطَغَتْ

Nurlardan üzerime ışık saçacak bir feyiz akıt ve İsm-i Hakim’inle kalbimin cansızlığını ihya eyle!

16. beyit

اَلَا وَ اَلْبِسَنِّى هَيْبَةً وَ جَلَالَةً
وَ كُفَّ يَدَا الْاَعْدَاءِ عَنِّى بِعَلْمَهَتْ

Ne olur İsm-i Cebbar’ınla, bana bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımın ellerini benden çektir.

17. beyit

اَلَا وَ احْجُبَنِّى مِنْ عَدُوٍّ وَ حَاسِدٍ
بِحَقِّ شَمَاخٍ اَشْمَخٍ سَلَّمَتْ سَمَتْ

Kadri Yüce, Selam, Aziz ve Celil ism-i şeriflerinin hürmetine beni her türlü düşman ve hasetçiden koru!

18. beyit

بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَ شَرَنْطَخٍ
بِقُدُّوسٍ بَرْكُوتٍ بِهِ الظُّلْمَةُ اَنْجَلَتْ

Bunu Celal, Rauf, Münezzeh, Kuddüs ve kendisiyle karanlıkların dağıldığı Rahim isimlerinin nuruyla lütfet!

19. beyit

اَلَا وَ اقْضِ يَا رَبَّاهُ بِالنُّورِ حَاجَتِى
بِنُورِ اَشْمَخٍ جَلْيًا سَرِيعًا قَدِ انْقَضَتْ

Ey Rabbim! O nur ile ihtiyaçlarımı gider. Selam ve Hayy İsm-i Şeriflerinle hacetimi süratle yerine getir.

20. beyit

بِيَاهٍ وَ يَايُوهٍ نَمُوهٍ اَصَالِيًا
وَ يَا عَالِيًا يَسِّرْ أُمُورِى بِصَيْصَلَتْ

Ma’bud, Hu, Samed ve Şehid isimlerinin hürmetine ey Yüce! Kâfi isminle işlerimi kolaylaştır!

21. beyit

وَ اَمْنَحْنِى يَا ذَاالْجَلَالِ كَرَامَةً
بِاَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ

Ey Celal sahibi! Ve ey Halim! Senin yardımınla açılacak bir ilmin sırlarıyla bana bir ikram lütfeyle!

22. beyit

وَ خَلِّصْنِى مِنْ كُلِّ هَوْلٍ وَ شِدَّةٍ
بِنَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ اَسْبَلَتْ

Sırları kesin ve inkişaf etmiş Kur’an-ı Hakim’in nurani ve açık ifadeleriyle beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar.

23. beyit

وَ اَحْرِسْنِى يَا ذَا الْجَلَالِ بِكَافِ كُنْ
اَيَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْ

Ey Celâl sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp saran! “Kün=ol” fiilinin “Kâfi” hürmetine beni koru!

24. beyit

وَ سَلِّمْ بِبَحْرٍ وَ اَعْطِنِى خَيْرَ بَرِّهَا
فَاَنْتَ مَلَاذِى وَالْكُرُوبُ بِكَ اَنْجَلَتْ

Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve o deryadan en hayırlı bir selâmet sahiline çıkmayı ihsan eyle. Sensin benim sığınağım. Sıkıntılar ancak Seninle ortadan kalkar.

25. beyit

وَصُبَّ عَلَىَّ الرِّزْقَ صَبَّةَ رَحْمَةٍ
فَاَنْتَ رَجَاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْ

Rahmet olan yağmurun sağanak hâli gibi üzerime rızık yağdır. Her ne kadar günahta aşırı da gitseler âlemlerin ümidi yalnız Sensin!

26. beyit

وَ اَصْمِمْ وَ اَبْكِمْ ثُمَّ اَعْمِ عَدُوَّنَا
وَ اَخْرِسْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِجَوْسَمَتْ

Ey Celâl Sahibi! Basîr ism-i şerifin hürmetine düşmanlarımızı sağır, dilsiz, kör ve konuşamaz eyle!

27. beyit

وَ فِي حَوْسَمِ مَعَ دَوْسَمِ وَ بَرَاسَمِ
تَحَصَّنْتُ بِالْاِسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْ

Alîm ve Ganî isimlerinle beraber Sabûr isminin de kal’asına sığınarak, yanlışlıktan korunurum.

28. beyit

وَاَعْطِفْ قُلُوبَ الْعَالَمِينَ بِأَسْرِهَا
عَلَىَّ وَاَلْبِسَنِّى قَبُولاً بِشَلْمَهَتْ

Baştan başa bütün mahlukatın gönüllerini bana lütufla çevir ve Fettah isminle bana makbuliyet elbisesi giydir.

29. beyit

وَ يَسِّرْ أُمُورِى يَا اِلٰهِى وَ اَعْطِنِى
مِنَ الْعِزِّ وَ الْعُلْيَا بِشَمْخِ وَ اَشْمَخَتْ

Ya İlâhî! Selâm İsm-i Şerifin hürmetine işlerimizi kolaylaştır ve bize izzet ve yücelik ver!

30. beyit

وَ اَسْبِلْ عَلَيْنَا السَّتْرَ وَاشْفِ قُلُوبَنَا
فَاَنْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَشَتْ

Üzerimize af örtüsünü ger ve kalplerimize şifa ver. Kalpleri manevî hastalık kirlerinden temizleyip şifaya kavuşturan yalnız Sensin.

31. beyit

وَ بَارِكْ لَنَا اللّٰهُمَّ فِي جَمْعِ كَسْبِنَا
وَ حُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهٍ اِرْتَحَتْ

Allah’ım! Hû ism-i şerifin hürmetine, bütün rızkımızda bize bereket ihsan eyle ve güçlük düğümlerini çöz de rahatlayalım

32. beyit

بِيَاهٍ وَ يَا يُوهٍ و يَا خَيْرَ بَازِخٍ
وَ يَا مَنْ لَنَا الْاَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْ

Ey Gerçek Ma’bûd, yâ Hû ve yâ Hayre’l-Hâhkîn! Ve ey bizim için rızıklar cömertliğinden coşup gelen!

33. beyit

نَرُدُّ بِكَ الْاَعْدَاءَ مِنْ كُلِّ وِجْهَةٍ
وَ بِالْاِسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْ

Her yönden gelen düşmanı Senin yardımınla defederiz. Sen de isminle onlara uzaktan atar ve onları dağıtırsın.

34. beyit

وَ اَخْذِلْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِفَضْلِ مَنْ
اِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلَاةِ وَ قَدْ شَكَتْ

Ey Celâl Sahibi! Çöl kelerinin, yanına koşarak gelip şikâyetini arz ettiği Zât’ın (Hz. Muhammed’in) şanı hürmetine onları yüzüstü ve yardımsız bırak!

35. beyit

فَاَنْتَ رَجَائِى يَا اِلٰهِى وَ سَيِّدِى
فَفُلَّ لَمِيمَ الْجَيْشِ اِنْ رَامَ بِي عَبَتْ

Yâ İlâhî! Benim ümidim ve Seyyidim yalnız Sensin. Beni tahkir etmek isteyen ordunun düzenini dağıt.

36. beyit

وَ كُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ
وَ عَنِّى بِاَقْسَامِكَ حَتْمًا وَ مَا حَوَتْ

Kesin yeminlerin (Yeminle başladığın Kur’ân sûre ve âyetleri) ve muhtevaları hürmetine, bütün zararlıların tuzaklarını benden defet.

37. beyit

فَيَا خَيْرَ مَسْؤُولٍ وَ اَكْرَمَ مَنْ اَعْطَى
وَ يَا خَيْرَ مَأْمُولٍ اِلَى اُمَّةٍ خَلَتْ

Ey eski ümmetlerden beri kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı, ihsanda bulunanların en kerimi ve ümit kapılarının en değerlisi!

38. beyit

اَقِدْ كَوْكَبِى بِالْاِسْمِ نُورًا وَ بَهْجَةً
مَدٰى الدَّهْرِ وَ الْاَيَّام يَا نُورُ جَلْجَلَتْ

Ey gizliliklere ilmiyle nüfuz eden Nûr! isminle, yıldızımı çağlar ve asırlar boyu nurlu kıl ve parlamaya devam ettir.

39. beyit

بِاٰجٍ اَهُوجٍ جَلْمَهُوجٍ جَلَالَةٍ
جَلِيلٍ جَلْجَلِيُّوتٍ جَمَاهٍ تَمَهْرَجَتْ

40. beyit

بِتَعْدَادِ اَبْرُومٍ وَ سِمْرَازِ اَبْرَمٍ
وَ بَهْرَتِ تِبْرِيزٍ وَ أُمٍّ تَبَرَّكَتْ

41. beyit

تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بيَانَةً
تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْ

Nurun kandili gizli, fakat açık bir biçimde tutuşturulur. Kandiller kandili gizli olarak nurlanır!

42. beyit

بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَ شَرَنْطَخٍ
بِقُدُّوسٍ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ

İzzet, Azamet, Celâl ve Kibriya sahibi Münezzeh ve Mukaddes olan Zât-ı Rahîm’in nuruyla küfrün ateşi söndürülür.

43. beyit

بِيَاهٍ وَ يَا يُوهٍ نَمُوهٍ اَصَالِيًا
بِطَمْطَامِ مِهْرَاشِ لِنَارِ الْعِدَا سَمَتْ

Ma’bûd-u bilhak (el-İlâh) Hû, Samed, Zü’l-Batş (Düşmanlarını kıskıvrak yakalayan), Cebbar (Hükmüne karşı konulmaz) ve Halim olan Zâtın yardımıyla (o nûr) düşmanlarının ateşini bastıracak.

44. beyit

بِهَالٍ اَهِيلٍ شَلْعٍ شَلْعُوبٍ شَالِعٍ
طَهِيٍّ طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَطَّهَتْ

Gerçek ma’bûd, Hak olan ve hakkı gerçekleştiren, Cemîl, Vedûd ve Mucîb olan Zâtın yardımıyla insanlara kendisini sevdirecektir

45. beyit

اَنُوخٍ بِيَمْلُوخٍ وَ اَبْرُوخٍ أُقْسِمَتْ
بِتَمْلِيخ ايَاتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْ

46. beyit

اَبَازِيخَ بَيْذُوخٍ وَ زَيْمُوخٍ بَعْدَهَا
خَمَارُوخٍ يَشْرُوخٍ بِشَرْخٍ تَشَمَّخَتْ

47. beyit

بِبَلْخٍ وَ سِمْيَانٍ وَ بَازُوخٍ بَعْدَهَا
بِذَيْمُوخٍ اَشْمُوخٍ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْ

48. beyit

بِشَلْمَخَتِ اِقْبَلْ دُعَائِى وَ كُنْ مَعى
وَ كُنْ لِى مِنَ الْاَعْدَاءِ حَسْبِى فَقَدْ بَغَتْ

Hak İsm-i Şerifin hürmetine duamı kabul buyur, benim yanımda ol, düşmanlarıma karşı bana kâfi gel, çünkü artık onlar çok ileri gittiler.

49. beyit

فَيَا شَمْخَثَا يَا شَمْخَثَا اَنْتَ شَمْلَخَا
وَ يَا عَيْطَلَا هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْ

Ey Rab ve Rahman olan Allah’ım! Hiç şüphesiz Sen hak ma’bûdsun! Ey kuvvetli mededkârım! Şiddetli fırtınalar peş peşe kopmaktadır.

50. beyit

بِكَ الْحَوْلُ وَ الصَّوْلُ الشَّدِيدُ لِمَنْ اَتَى
لِبَابِ جَنَابِكَ وَ الْتَجَى ظُلْمَةُ انْجَلَتْ

Kâfirlerden korunmak ve düşmana şiddetle hücum etmek ancak Senin yardımınladır. Senin yüce kapına gelip sığınan kimsenin karanlığı dağılır.

51. beyit

بِطٰهٰ وَ يٰسٓ وَ طٰسٓ كُنْ لَنَا
بِطٰسٓمٓ لِلسَّعَادَةِ اَقْبَلَتْ

Tâ Hâ, Yâ Sîn, Tâ Sîn ve Tâ Sîn Mîm (Kasas ve Şuara Sûreleri hürmetine bize yönelip gelen bir saadete ermek için bizim yardımcımız.

52. beyit

وَ كَافٍ وَ هَايَاءٍ وَ عَيْنٍ وَ صَادِهَا
كِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْ

Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd (Meryem) Sûresi ile, bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı korunuruz ve bu bize yeter.

53. beyit

بِحَامِيمَ عَيْنٍ ثُمَّ سِينٍ وَ قَافِهَا
حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ بِشَلْمَهَتْ

Hâ Mîm Ayn Sîn Kaf (Şûra) Sûresi bizi koruyan sığınağımız olsun; onun karşısında dağlar bile sarsılır.

54. beyit

بِقَافٍ وَ نُونٍ ثُمَّ حَامِيمِ بَعْدَهَا
وَ فِي سُورَةِ الدُّخَانِ سِرًّا قَدْ اُحْكِمَتْ

Kâf, Nûn ve Hâ Mîm Sûreleri hürmetine bu himayeyi gerçekleştir... Duhân Sûresinde de muhkem kılınmış bir sır vardır.

55. beyit

بِاَلِفٍ وَ لَامٍ وَ النِّسَاءٍ وَ عُقُودِهَا
وَ فِي سُورَةِ الْاَنْعَامِ وَ النُّورِ نُوِّرَتْ

Elif Lâm ile başlayan sûreler, Nisa Sûresi, Mâide Sûresi, En’âm Sûresi ve nurlu kılınmış Nûr Sûresi hürmetine...

56. beyit

وَ اَلِفٍ وَ لَامٍ ثُمَّ رَاءٍ بِسِرِّهَا
عَلَوْتُ بِنُورِ الْاِسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْ

Elif Lâm Râ ile başlayan (Yûnus, Hûd, Yusuf, İbrahim, Hicr) sûreleri sırrı ve İsm-i A’zam’ın nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim.

57. beyit

وَ اَلِفٍ وَ لَامٍ ثُمَّ مِيمٍ وَ رَائِهَا
اِلٰى مَجْمَعِ الْاَرْوَاحِ وَ الرُّوحِ قَدْ عَلَتْ

Elif Lâm Mîm Râ (Ra’d) Sûresiyle yüce olan ruhanîler ve Melekler meclisine yükseldim.

58. beyit

بِسِرِّ حَوَامِيمِ الْكِتَابِ جَمِيعِهَا
عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ اُقْسِمَتْ

59. beyit

بِعَمَّ عَبَسَ وَ النَّازِعَاتِ وَ طَارِقٍ
وَ فِي وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَ زُلْزِلَتْ

Amme, Abese, Nâziat, Tarık, Ve’s-Semâi Zâti’l-Burûci ve Zilzâl sûreleri hürmetine...

60. beyit

بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَ سَائِلٍ
وَ فِي سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَ الشَّمْسِ كُوِّرَتْ

Tebâreke, Nûn, Seele Sâilün, Tehmîz (Hümeze), İze’ş- Şemsü Küvvirat Sûreleri hakkı için...

61. beyit

وَ بِالذَّارِيَاتِ الذَّرِّ وَ النَّجْمِ اِذَا هَوَى
وَ بِاِقْتَرَبَتْ لِىَ الْاُمُورُ تَقَرَّبَتْ

Zâriyât, Necm ve Kamer Sûreleri hürmetine işlerim bana kolaylaşsın,

62. beyit

وَ فِي سُوَرِ الْقُرْاٰنِ حِزْبًا وَ اٰيَةً
عَدَدَ مَا قَرَأَ الْقَارِى وَ مَا قَدْ تَنَزَّلَتْ

Hizb hizb, âyet âyet, okuyucuların okudukları ve inmiş olanlar adedince Kur’ân Sûreleri hakkı için.

63. beyit

فَاَسْئَلُكَ يَا مَوْلَاىَ بِفَضْلِكَ الَّذِى
عَلَى كُلِّ مَا اَنْزَلْتَ كُتُبًا تَفَضَّلَتْ

Ey Mevlâm! Kendilerine kitap indirdiğin her Peygambere ihsanda bulunan fazlını diliyorum.

64. beyit

بِاٰهِيًّا شَرَاهِيًّا اَذُونَايِ صَبْوَةٍ
اَصْبَاوُثٍ اٰلِ شَدَّاىَ اَقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْ

65. beyit

بِسِرِّ بُدُوحٍ اَجْهَزَطٍ بَطَدٍ زَهَجٍ
بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَ النَّصْرِ اَسْرَعَتْ

66. beyit

بِنُورِ فَجَشٍ مَعَ ثَطْخَزٍ يَا سَيِّدِى
وَ بِالْآيَةِ الْكُبْرَى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ

Âyetü’l-Kübrâ hürmetine beni kurtar, emanet ve emniyet ver.

67. beyit

بِحَقِّ فَقَجِ مَعَ مَخْمَةٍ يَا اِلٰهَنَا
بِاَسْمَائِكَ الْحُسْنَى اَجِرْنِى مِنَ الشَّتَتْ

Esmâ-i Hüsna hakkı için beni dağınıklıktan koru.

68. beyit

حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَ تَشَامَخَتْ
وَاسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ

O harfler Merih yıldızı gibi yüksek ve âlîdir. Asâ-yı Musa ismiyle karanlıklar dağılır.

69. beyit

تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ اِلَيْكَ بِسِرِّهَا
تَوَسُّلَ ذِى ذُلٍّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْ

Bunların sırrını kendime şefaatçı ederek Senden niyazda bulunuyorum. Bu, insanların kendisiyle doğru yolu bulduğu zillet ve tevâzû sahibi birinin tevessülü gibi olsun.

70. beyit

حُرُوفٌ بِمَعْنَاهَا لَهَا الْفَضْلُ شُرِّفَتْ
مَذٰى الدَّهْرِ وَ الْاَيَّام يَا رَبِّ انْحَنَتْ

Ey merhametli Rabbim! Bunlar öyle harflerdir ki, mânâları sebebiyle çağlar ve zamanlar boyu üstünlük Kendilerine bahşedilmiş ve yüceltilmişlerdir.

71. beyit

دَعَوْتُكَ يَا اَللّٰهُ حَقًّا وَ اِنَّنِى
تَوَسَّلْتُ بِالْآيَاتِ جَمْعًا بمَا حَوَتْ

Ey Allah’ım! Gerçekten bütün âyetler ve ihtiva ettikleriyle Sana tevessülde bulunarak yalvardım.

72. beyit

فَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاَجْمَعْ خَوَاصَّهَا
وَ حَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْ

İşte onlar, nûr harfleridir. Onların hasiyet ve meziyetlerini bende topla, mânâlarım gerçekleştir. Her türlü hayır onlarla tamamlanır.

73. beyit

وَ اَحْضِرْنِى عَوْنًا خَدِيمًا مُسَخَّرًا
طُهَيْمَفَيَائِيلُ بِهِ الْكُرْبَةُ انْجَلَتْ

Bana itaat eden yardımcı bir hizmetçi gönder. Onunla sıkıntım ortadan kalksın.

74. beyit

فَسَخِّرْ لِى فِيهَا خَدِيمًا يُطِيعُنِى
بِفَضْلِ حُرُوفِ اُمِّ الْكِتَابِ وَ مَا تَلَتْ

Ümmü’l-Kitâp olan Fatiha Sûresi ve arkasından gelen sûreler hürmetine bu konuda bana itaat edecek bir hizmetçi musahhar kıl.

75. beyit

وَ اَسْئَلُكَ يَا مَوْلَاىَ فِي اسْمِكَ الَّذِى
بِهِ اِذَا دُعِىَ جَمْعُ الْاُمُورِ تَيَسَّرَتْ

Ey Mevlâm! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle (İsm-i A’zam) Sana yalvarıyorum.

76. beyit

اِلٰهِى فَارْحَمْ ضَعْفِى وَ اغْفِرْ لِى زَلَّتِى
بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الْاَنْبِيَاءُ وَ تَوَسَّلَتْ

İlâhî! Peygamberlerin Sana manen yaklaşmak için kendilerine şefaatçı kıldıkları kelimeler hürmetine güçsüzlüğüme merhamet et. Günahlarımı bağışla.

77. beyit

اَ يَا خَالِقِى يَا سَيِّدِى اِقْضِ حَاجَتِى
اِلَيْكَ اُمُورِى يَا اِلٰهِى تَسَلَّمَتْ

Ey Yaratıcım ve Seyyidim (Efendim)! İhtiyacımı yerine getir! İşlerimi Sana havale ediyorum.

78. beyit

تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ اِلَيْكَ بِاَحْمَدَا [ص]
وَ اَسْمَائِكَ الْحُسْنٰى الَّتِى هِىَ جُمِّعَتْ

Ya Rabbi! Hz. Muhammed’i (a.s.m.) ve burada toplanan güzel isimlerini şefaatçi ederek Senden niyaz ediyorum!

79. beyit

فَجُدْ وَ اعْفُ وَ اَصْفَحْ يَا اِلٰهِى بِتَوْبَةٍ
عَلٰى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْ

Yâ İlâhî! Günah ve yersiz bir bakışa varıncaya kadar bütün hatalarımdan dolayı tevbe etmeyi şu miskin kuluna lütfeyle ve hatasından geç!

80. beyit

وَ وَفِّقْنِى لِلْخَيْرِ وَ الصِّدْقِ وَ التُّقَى
وَ اَسْكِنَّنِى الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْ

Beni hayır, ihlas ve takvaya muvaffak kıl ve yüce toplulukla birlikte beni Firdevs cennetine yerleştir!

81. beyit

وَ كُنْ بِى رَؤُوفًا فِي حَيَاتِى وَ بَعْدَمَا
اَمُوتُ وَ اَلْقٰى ظُلْمَةَ الْقَبْرِ انْجَلَتْ

Hayatımda ve ölüp kabrin karanlığına vardığımda da bana merhametli ol ve böylece o karanlık nura açılsın.

82. beyit

وَ فِي الْحَشْرِ بَيِّضْ يَا اِلٰهِى صَحِيفَتِى
وَ ثَقِّلْ مَوَازِينِى بِلُطْفِكَ اِنْ خَفَّتْ

Yâ İlâhî! Ne olur, Mahşerde amel sayfamı lûtfunla ak eyle! Ve eğer hafif gelecek olursa sevap terazimi ağır getir.

83. beyit

وَ جَوِّزْنِى حَدَّ الصِّرَاطِ مُهَرْوِلاً
وَ احْمِنِى مِنْ حَرِّ نَارٍ وَ مَا حَوَتْ

Beni, keskin olan Sırat köprüsünden koşarak geçir ve o büyük Cehennem ateşinden ve içindekilerden koru!

84. beyit

وَ سَامِحْنِى مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ جَنَيْتُهُ
وَ اغْفِرْ خَطِيئَاتِى الْعِظَامَ وَ اِنْ عَلَتْ

İşlediğim her günahtan dolayı beni affet. Çok da olsa büyük günahlarımı bağışla!

85. beyit

فَيَا حَامِلَ الْاِسْمِ الَّذِى جَلَّ قَدْرُهُ
تَوَقَّ بِهِ كُلَّ الْاُمُورِ تَسَلَّمَتْ

Ey kadri yüce İsmi taşıyan! Bütün tehlikeli işlerden kurtuldun ve selâmete erdin.

86. beyit

فَقَاتِلْ وَ لَا تَخْشَ وَ حَارِبْ وَ لَا تَخَفْ
وَ دُسْ كُلَّ اَرْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْ

Savaş, korkma! Harbet, çekinme! Vahşî ve yırtıcı hayvanlarla dolu her yere gir!

87. beyit

وَ اَقْبِلْ وَلَا تَهْرَبْ وَ خَاصِمْ مَنْ تَشَاءُ
وَلَا تَخْشَ بَأْسًا لِلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْ

Saldır, kaçma! Dilediğin düşmanla mücadele et! Dört yanını kuşatmış da olsa hiçbir kralın gücünden korkma!

88. beyit

فَلَا حَيَّةٌ تَخْشَى وَلَا عَقْرَبٌ تَرَى
وَلَا اَسَدٌ يَأْتِى اِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْ

Ne bir yılandan korkarsın, ne bir akrep görürsün. Ne de bir arslan gürleyerek sana gelir.

89. beyit

وَلَا تَخْشَ مِنْ سَيْفٍ وَلَا طَعْنَ خَنْجَرٍ
وَلَا تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلَا شَرٍّ اَسْهَمَتْ

Ne bir kılıçtan, ne bir hançerin yaralamasından, ne bir mızraktan ve ne ortalığı almış kötülük ve tehlikeden korkma!

90. beyit

جَزَا مَنْ قَرَأَ هذَا شَفَاعَةُ اَحْمَدٍ (ص)
وَ يُحْشَرُ فِي الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ صُفِّفَتْ

Bunu okuyanın mükâfatı Hz. Muhammed’in (a.s.m.) şefaatidir. Saf saf dizilmiş hurilerle birlikte Cennette toplanır.

91. beyit

وَ اعْلَمْ بِاَنَّ الْمُصْطَفٰى (ص) خَيْرُ مُرْسَلٍ
وَ اَفْضَلُ خَلْقِ اللّٰهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْ

Bil ki, Muhammed Mustafa (a.s.m.) en üstün Peygamberdir. Allah’ın yeryüzüne yayılmış kullarının en faziletlisidir.

92. beyit

وَ صَدِّرْ بِهِ مِنْ جَاهِهِ كُلَّ حَاجَةٍ
وَ سَلْهُ لِكَىْ تَنْجُو مِنَ الْجَوْرِ وَ الطَّغَتْ

Yüce şanından dolayı her dileğinin başında onu an, onu şefaatçı et ki zulüm ve tecavüzden kurtulasın.

93. beyit

وَ صَلِّ اِلٰهِى كُلَّ يَوْمٍ وَ سَاعَةٍ
عَلَى الْمُصْطَفٰى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ

Yâ İlâhî! Her gün, her an ve her rüzgâr estikçe o seçkin Mustafa’ya salât eyle!

94. beyit

وَ صَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَ الْاٰلِ كُلِّهِمْ
كَعَدِّ نَبَاتِ الْاَرْضِ وَ الرِّيحِ مَا سَرَتْ

O seçilmiş Muhammed’e (a.s.m.) ve bütün Âline yeryüzünün bitkileri ve kıyamete kadar esen rüzgâr adedince salât eyle!

95. beyit

وَ صَلِّ صَلَاةً تَمْلَأُ الْاَرْضَ وَ السَّمَاءَ
كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعَ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ

Parıldayan şimşeklerle birlikte bulutlardan dökülen yağmurlar adedince ve yeri göğü dolduracak kadar salât eyle!

96. beyit

فَيَكْفِيكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ
وَاَمْلَاكُهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَتْ

Bizzat Hz. Allah’ın ve meleklerinin ona salât ve selâm getirmesi (Onun büyüklüğünü göstermesi bakımından) sana yeter.

97. beyit

وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ دَائِمًا مُتَوَسِّلاً
مَذٰى الدَّهْرِ وَ الْاَيَّامِ مَا شَمْسٌ اَشْرَقَتْ

O halde sen de, yıllar ve günler sürdükçe ve güneş ışık saçmaya devam ettikçe, sürekli olarak ve şefaatini dileyerek ona salât getir.

98. beyit

وَ سَلِّمْ عَلَى الْاَطْهَارِ مِنْ اٰلِ هَاشِمٍ
عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَ سَلَّمَتْ

Âl-i Hâşim’den (Haşim Oğullarından) o paklara, hacılar Kâbeyi ziyaret edip onu selâmlamaları adedince selâm eyle!

99. beyit

وَارْضَ يَا اِلٰهِى عَنْ اَبِي بَكْرٍ مَعَ عُمَرَ
وَارْضَ عَلٰى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْ

Yâ İlâhî! Hz. Ebû Bekir ve Ömer’den, Hz. Osman ve sarsılmaz Haydar’dan da (Allah’ın Arslanı Hz. Ali’den) razı ol!

100. beyit

كَذَا الْاٰلُ وَالْاَصْحَابُ جَمْعًا جَمِيعُهُمْ
مَعَ الْاَوْلِيَاءِ وَ الصَّالِحِينَ وَمَا حَوَتْ

Aynı şekilde bütün Âl ve Ashabından, evliya ve salihlerden ve bunlara tâbi herkesten razı ol!

101. beyit

مَقَالُ عَلِيٍّ وَ ابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ (ص)
وَ سِرُّ عُلُومٍ لِلْخَلَائِقِ جُمِّعَتْ

Bu, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) amcasıoğlu Hz. Ali’nin sözleridir. Onda mahlûkât için ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.