Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Haşr Suresi Son Âyetler (Lâ yestevî)

Haşr suresi 20–24. âyet

▶ Anlayarak oku ve dinle Haşr suresinin tamamı

لَا يَسۡتَوِيٓ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۚ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ﴿20﴾

lâ yestevî aṣḥâbü-nnâri veaṣḥâbü-lcenneh. aṣḥâbü-lcenneti hümü-lfâizûn.

20. Cehennemliklerle cennetlikler bir değildir. Muratlarına erecek olanlar ancak cennetliklerdir.

Kelime meali

لَا değildir · يَسْتَوِىٓ eşit · أَصْحَـٰبُ halkı · ٱلنَّارِ ateş · وَأَصْحَـٰبُ ve halkı · ٱلْجَنَّةِ ۚ cennet · أَصْحَـٰبُ halkı · ٱلْجَنَّةِ cennet · هُمُ onlar · ٱلْفَآئِزُونَ kurtulanlardır

لَوۡ أَنزَلۡنَا هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلࣲ لَّرَأَيۡتَهُۥ خَٰشِعࣰ ا مُّتَصَدِّعࣰ ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَٰلُ نَضۡرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ﴿21﴾

lev enzelnâ hâẕe-lḳur'âne `alâ cebelil lera'eytehû ḫâşi`am müteṣaddi`am min ḫaşyeti-llâh. vetilke-l'emŝâlü naḍribühâ linnâsi le`allehüm yetefekkerûn.

21. Şayet biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, onu Allah korkusundan titremiş ve paramparça olmuş görürdün. İşte bu misalleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.

Kelime meali

لَوْ şayet · أَنزَلْنَا biz indirseydik · هَـٰذَا bu · ٱلْقُرْءَانَ Kur'an'ı · عَلَىٰ bir dağa · جَبَلٍۢ · لَّرَأَيْتَهُۥ onu görürdün · خَـٰشِعًۭا baş eğmiş · مُّتَصَدِّعًۭا parçalanmış · مِّنْ korkusundan · خَشْيَةِ · ٱللَّهِ ۚ Allah · وَتِلْكَ ve bu · ٱلْأَمْثَـٰلُ misalleri · نَضْرِبُهَا anlatıyoruz · لِلنَّاسِ insanlara · لَعَلَّهُمْ umulur ki · يَتَفَكَّرُونَ düşünürler

هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ ﴿22﴾

hüve-llâhü-lleẕî lâ ilâhe illâ hû. `âlimü-lgaybi veşşehâdeh. hüve-rraḥmânü-rraḥîm.

22. O, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır; duyular ve akılla idrak edilemeyeni de edileni de bilir. O rahmândır, rahîmdir.

Kelime meali

هُوَ O · ٱللَّهُ Allah'tır · ٱلَّذِى ki · لَآ yoktur · إِلَـٰهَ tanrı · إِلَّا başka · هُوَ ۖ O'ndan · عَـٰلِمُ bilir · ٱلْغَيْبِ görülmeyeni · وَٱلشَّهَـٰدَةِ ۖ ve görüleni · هُوَ O · ٱلرَّحْمَـٰنُ Rahmân'dır (çok esirgeyen) · ٱلرَّحِيمُ Rahîm'dir (çok acıyan)

هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَكَبِّرُۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ﴿23﴾

hüve-llâhü-lleẕî lâ ilâhe illâ hû. elmelikü-lḳuddûsü-sselâmü-lmü'minü-lmüheyminü-l`azîzü-lcebbâru-lmütekebbir. sübḥâne-llâhi `ammâ yüşrikûn.

23. O, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır; egemenliğin mutlak sahibidir, her türlü eksiklikten uzaktır, esenlik verendir, güven sağlayan ve kendisine güvenilendir, görüp gözeten ve yönetendir, üstündür, iradesine sınır yoktur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah onların yakıştırdıkları ortaklardan tamamıyla münezzehtir.

Kelime meali

هُوَ O · ٱللَّهُ Allah'tır · ٱلَّذِى ki · لَآ yoktur · إِلَـٰهَ tanrı · إِلَّا başka · هُوَ O'ndan · ٱلْمَلِكُ Melik'tir (padişahtır) · ٱلْقُدُّوسُ Kuddûs'tür (mukaddes) · ٱلسَّلَـٰمُ Selâm'dır (esenlik veren) · ٱلْمُؤْمِنُ Mü'min'dir (güvenlik veren) · ٱلْمُهَيْمِنُ Müheymin'dir (kollayıp koruyan) · ٱلْعَزِيزُ Azîz'dir (üstün galib) · ٱلْجَبَّارُ Cebbâr'dır (istediğini zorla yaptıran) · ٱلْمُتَكَبِّرُ ۚ Mütekebbir'dir (çok ulud) · سُبْحَـٰنَ yücedir · ٱللَّهِ Allah · عَمَّا ortak koşmalarından · يُشْرِكُونَ

هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ﴿24﴾

hüve-llâhü-lḫâliḳu-lbâriü-lmüṣavviru lehü-l'esmâü-lḥusnâ. yüsebbiḥu lehû mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

24. O, takdir ettiği gibi yaratan, canlıları örneği olmadan var eden, biçim ve özellik veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerdekiler ve yerdekiler hep O’nu tesbih ederler. O üstündür, hikmet sahibidir.

Kelime meali

هُوَ O · ٱللَّهُ Allah · ٱلْخَـٰلِقُ Hâlik'dir (yaratan) · ٱلْبَارِئُ Bâri'dir (var eden) · ٱلْمُصَوِّرُ ۖ Musavvir'dir (biçim veren) · لَهُ O'nundur · ٱلْأَسْمَآءُ isimler · ٱلْحُسْنَىٰ ۚ en güzel · يُسَبِّحُ tesbih ederler · لَهُۥ O'nu · مَا bulunanlar · فِى göklerde · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ · وَٱلْأَرْضِ ۖ ve yerde · وَهُوَ ve O · ٱلْعَزِيزُ Azîz'dir (mutlak galip) · ٱلْحَكِيمُ Hakîm'dir (hükümdar herşeyi hikmetle yapan)