Hadîd Suresi İlk 10 Âyet
▶ Anlayarak oku ve dinle Hadîd suresinin tamamı
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ﴿1﴾
sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
1. Göklerde ve yerde bulunanlar Allah’ı tesbih etmektedir. O üstündür, her yaptığında hikmet vardır.
Kelime meali
سَبَّحَ tesbih etmiştir · لِلَّهِ Allah'ı · مَا her şey · فِى bulunan · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerde · وَٱلْأَرْضِ ۖ ve yerde · وَهُوَ O · ٱلْعَزِيزُ azizdir · ٱلْحَكِيمُ hakimdir
لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ ﴿2﴾
lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.
2. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur. Hem hayat verir hem öldürür. O’nun her şeye gücü yeter.
Kelime meali
لَهُۥ O'nundur · مُلْكُ mülkü · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerin · وَٱلْأَرْضِ ۖ ve yerin · يُحْىِۦ yaşatır · وَيُمِيتُ ۖ ve öldürür · وَهُوَ ve O · عَلَىٰ üzerine · كُلِّ her · شَىْءٍۢ şey · قَدِيرٌ kadirdir
هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأٓخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ ﴿3﴾
hüve-l'evvelü vel'âḫiru veżżâhiru velbâṭin. vehüve bikülli şey'in `alîm.
3. O, evvel ve âhir, zâhir ve bâtındır. O her şeyi bilir.
Kelime meali
هُوَ O · ٱلْأَوَّلُ ilktir · وَٱلْـَٔاخِرُ ve sondur · وَٱلظَّـٰهِرُ ve zahirdir · وَٱلْبَاطِنُ ۖ ve batındır · وَهُوَ ve O · بِكُلِّ her · شَىْءٍ şeyi · عَلِيمٌ bilendir
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ يَعۡلَمُ مَا يَلِجُ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا يَخۡرُجُ مِنۡهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعۡرُجُ فِيهَاۖ وَهُوَ مَعَكُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرࣱ ﴿4﴾
hüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ `ale-l`arş. ya`lemü mâ yelicü fi-l'arḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ ya`rucü fîhâ. vehüve me`aküm eyne mâ küntüm. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.
4. Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden O’dur. Toprağa giren ve ondan çıkan, gökten inen ve ona yükselen her şeyi bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Kelime meali
هُوَ O'dur · ٱلَّذِى yaratan · خَلَقَ · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri · وَٱلْأَرْضَ ve yeri · فِى altı · سِتَّةِ · أَيَّامٍۢ günde · ثُمَّ sonra · ٱسْتَوَىٰ oturan · عَلَى üzerine · ٱلْعَرْشِ ۚ Arş · يَعْلَمُ bilir · مَا şeyi · يَلِجُ giren · فِى yere · ٱلْأَرْضِ · وَمَا ve şeyi · يَخْرُجُ çıkan · مِنْهَا ondan · وَمَا ve şeyi · يَنزِلُ inen · مِنَ gökten · ٱلسَّمَآءِ · وَمَا ve şeyi · يَعْرُجُ çıkan · فِيهَا ۖ ona · وَهُوَ ve O · مَعَكُمْ sizinle beraberdir · أَيْنَ nerede · مَا olsanız · كُنتُمْ ۚ · وَٱللَّهُ Allah · بِمَا şeyleri · تَعْمَلُونَ yaptıklarınız · بَصِيرٌۭ görmektedir
لَّهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ ﴿5﴾
lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.
5. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur ve bütün işlerin dönüp varacağı merci ancak Allah’tır.
Kelime meali
لَّهُۥ O'nundur · مُلْكُ mülkü · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerin · وَٱلْأَرْضِ ۚ ve yerin · وَإِلَى ve · ٱللَّهِ Allah'a · تُرْجَعُ döndürülecektir · ٱلْأُمُورُ bütün işler
يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِۚ وَهُوَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ﴿6﴾
yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyl. vehüve `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O kalplerde olanı çok iyi bilir.
Kelime meali
يُولِجُ sokar · ٱلَّيْلَ geceyi · فِى içine · ٱلنَّهَارِ gündüzün · وَيُولِجُ ve sokar · ٱلنَّهَارَ gündüzü · فِى içine · ٱلَّيْلِ ۚ gecenin · وَهُوَ ve O · عَلِيمٌۢ bilir · بِذَاتِ özünü · ٱلصُّدُورِ göğüslerin
ءَامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُواْ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسۡتَخۡلَفِينَ فِيهِۖ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنكُمۡ وَأَنفَقُواْ لَهُمۡ أَجۡرࣱ كَبِيرࣱ ﴿7﴾
âminû billâhi verasûlihî veenfiḳû mimmâ ce`aleküm müstaḫlefîne fîh. felleẕîne âmenû minküm veenfeḳû lehüm ecrun kebîr.
7. Allah’a ve resulüne iman edin; O’nun size emanet olarak verdiklerinden, başkaları için de harcayın. İçinizden iman edip böyle harcamada bulunanlara büyük mükâfat vardır.
Kelime meali
ءَامِنُوا۟ inanın · بِٱللَّهِ Allah'a · وَرَسُولِهِۦ ve Elçisine · وَأَنفِقُوا۟ ve infak edin · مِمَّا şeylerden · جَعَلَكُم sizi kıldığı · مُّسْتَخْلَفِينَ hakim · فِيهِ ۖ onda · فَٱلَّذِينَ kimselere · ءَامَنُوا۟ inanan(lara) · مِنكُمْ sizden · وَأَنفَقُوا۟ ve infak edenlere · لَهُمْ onlar için vardır · أَجْرٌۭ mükafat · كَبِيرٌۭ büyük
وَمَا لَكُمۡ لَا تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ يَدۡعُوكُمۡ لِتُؤۡمِنُواْ بِرَبِّكُمۡ وَقَدۡ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ﴿8﴾
vemâ leküm lâ tü'minûne billâh. verrasûlü yed`ûküm litü'minû birabbiküm veḳad eḫaẕe mîŝâḳaküm in küntüm mü'minîn.
8. Peygamber rabbinize iman etmeniz için çağrıda bulunup dururken, O da sizden kesin söz almışken -bir şeye inanmaktaysanız- ne diye O’na iman etmezsiniz?
Kelime meali
وَمَا ve ne? · لَكُمْ oluyor size · لَا güvenmiyorsunuz · تُؤْمِنُونَ · بِٱللَّهِ ۙ Allah'a · وَٱلرَّسُولُ ve elçi · يَدْعُوكُمْ sizi çağırdığı (halde) · لِتُؤْمِنُوا۟ inanmağa · بِرَبِّكُمْ Rabbinize · وَقَدْ ve muhakkak · أَخَذَ aldığı (halde) · مِيثَـٰقَكُمْ sizin sağlam sözünüzü · إِن eğer · كُنتُم iseniz · مُّؤْمِنِينَ inananlar
هُوَ ٱلَّذِي يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦٓ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتࣲ لِّيُخۡرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمۡ لَرَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ ﴿9﴾
hüve-lleẕî yünezzilü `alâ `abdihî âyâtim beyyinâtil liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. veinne-llâhe biküm leraûfür raḥîm.
9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere kuluna apaçık âyetler indiren O’dur. Kuşkusuz Allah size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Kelime meali
هُوَ O'dur · ٱلَّذِى indiren · يُنَزِّلُ · عَلَىٰ üzerine · عَبْدِهِۦٓ kulu · ءَايَـٰتٍۭ ayetler · بَيِّنَـٰتٍۢ açık açık · لِّيُخْرِجَكُم sizi çıkarmak için · مِّنَ karanlıklardan · ٱلظُّلُمَـٰتِ · إِلَى aydınlığa · ٱلنُّورِ ۚ · وَإِنَّ ve şüphesiz · ٱللَّهَ Allah · بِكُمْ size karşı · لَرَءُوفٌۭ çok şefkatlidir · رَّحِيمٌۭ çok merhametlidir
وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تُنفِقُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَا يَسۡتَوِي مِنكُم مَّنۡ أَنفَقَ مِن قَبۡلِ ٱلۡفَتۡحِ وَقَٰتَلَۚ أُوْلَٰٓئِكَ أَعۡظَمُ دَرَجَةࣰ مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُواْ مِنۢ بَعۡدُ وَقَٰتَلُواْۚ وَكُلࣰّ ا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرࣱ ﴿10﴾
vemâ leküm ellâ tünfiḳû fî sebîli-llâhi velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti vel'arḍ. lâ yestevî minküm men enfeḳa min ḳabli-lfetḥi veḳâtel. ülâike a`żamü deracetem mine-lleẕîne enfeḳû mim ba`dü veḳâtelû. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.
10. Göklerin ve yerin tamamı zaten Allah’a ait olduğu halde ne diye hâlâ Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? İçinizden fetihten önce harcayan ve savaşanlar ötekilerle bir değildir. Onların derecesi, daha sonra harcayan ve savaşanlardan üstündür. Bununla birlikte Allah her birine en güzel olanı vaad etmiştir. Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır.
Kelime meali
وَمَا ve ne? · لَكُمْ oluyor size · أَلَّا infak etmiyorsunuz · تُنفِقُوا۟ · فِى yolunda · سَبِيلِ · ٱللَّهِ Allah · وَلِلَّهِ zaten Allah'ındır · مِيرَٰثُ mirası · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerin · وَٱلْأَرْضِ ۚ ve yerin · لَا bir olmaz · يَسْتَوِى · مِنكُم içinizden · مَّنْ kimseler · أَنفَقَ infak eden · مِن önce · قَبْلِ · ٱلْفَتْحِ fetihden · وَقَـٰتَلَ ۚ ve savaşanlar · أُو۟لَـٰٓئِكَ onların · أَعْظَمُ daha büyüktür · دَرَجَةًۭ derecesi · مِّنَ kimselerden · ٱلَّذِينَ · أَنفَقُوا۟ infak eden(ler) · مِنۢ sonradan · بَعْدُ · وَقَـٰتَلُوا۟ ۚ ve savaşanlar(dan) · وَكُلًّۭا ve hepsine · وَعَدَ va'detmiştir · ٱللَّهُ Allah · ٱلْحُسْنَىٰ ۚ en güzel (sonucu) · وَٱللَّهُ ve Allah · بِمَا şeyleri · تَعْمَلُونَ yaptıklarınız · خَبِيرٌۭ haber almaktadır