Alak Suresi
Alak suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِي خَلَقَ ﴿1﴾
iḳra' bismi rabbike-lleẕî ḫaleḳ.
1. Yaratan rabbinin adıyla oku!
Kelime meali
ٱقْرَأْ oku · بِٱسْمِ adıyle · رَبِّكَ Rabbinin · ٱلَّذِى yaratan · خَلَقَ
خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ مِنۡ عَلَقٍ ﴿2﴾
ḫaleḳa-l'insâne min `alaḳ.
2. O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır.
Kelime meali
خَلَقَ O yarattı · ٱلْإِنسَـٰنَ insanı · مِنْ alaktan · عَلَقٍ
ٱقۡرَأۡ وَرَبُّكَ ٱلۡأَكۡرَمُ ﴿3﴾
iḳra' verabbüke-l'ekram.
3–5. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.
Kelime meali
ٱقْرَأْ oku · وَرَبُّكَ ve Rabbin · ٱلْأَكْرَمُ en büyük kerem sahibidir
ٱلَّذِي عَلَّمَ بِٱلۡقَلَمِ ﴿4﴾
elleẕî `alleme bilḳalem.
Kelime meali
ٱلَّذِى O ki · عَلَّمَ öğretti · بِٱلْقَلَمِ kalemle
عَلَّمَ ٱلۡإِنسَٰنَ مَا لَمۡ يَعۡلَمۡ ﴿5﴾
`alleme-l'insâne mâ lem ya`lem.
Kelime meali
عَلَّمَ öğretti · ٱلْإِنسَـٰنَ insana · مَا şeyi · لَمْ bilmediği · يَعْلَمْ
كَلَّآ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَيَطۡغَىٰٓ ﴿6﴾
kellâ inne-l'insâne leyaṭgâ.
6–7. Hayır! Gerçek şu ki insan, kendini kendine yeterli gördüğü için çizgiyi aşar.
Kelime meali
كَلَّآ hayır · إِنَّ şüphesiz · ٱلْإِنسَـٰنَ insan · لَيَطْغَىٰٓ azar
أَن رَّءَاهُ ٱسۡتَغۡنَىٰٓ ﴿7﴾
er raâhü-stagnâ.
Kelime meali
أَن için · رَّءَاهُ kendini gördüğü · ٱسْتَغْنَىٰٓ zengin (kendine yeterli)
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجۡعَىٰٓ ﴿8﴾
inne ilâ rabbike-rruc`â.
8. Oysa (kuldaki) her şey yalnız rabbine aittir (O’na dönecektir).
Kelime meali
إِنَّ şüphesiz · إِلَىٰ Rabbinedir · رَبِّكَ · ٱلرُّجْعَىٰٓ dönüş
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي يَنۡهَىٰ ﴿9﴾
era'eyte-lleẕî yenhâ.
9–10. Gördün mü, bir kulu namaz kılarken engelleyen o adamı?
Kelime meali
أَرَءَيْتَ gördün mü? · ٱلَّذِى şu · يَنْهَىٰ men'edeni
عَبۡدًا إِذَا صَلَّىٰٓ ﴿10﴾
`abden iẕâ ṣallâ.
Kelime meali
عَبْدًا bir kulu? · إِذَا zaman · صَلَّىٰٓ namaz kıldığı
أَرَءَيۡتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلۡهُدَىٰٓ ﴿11﴾
era'eyte in kâne `ale-lhüdâ.
11. Peki, düşündün mü (ey inkârcı), ya o kul doğru yolda ise?
Kelime meali
أَرَءَيْتَ gördün mü? · إِن ya · كَانَ olursa · عَلَى üzerinde · ٱلْهُدَىٰٓ doğru yol
أَوۡ أَمَرَ بِٱلتَّقۡوَىٰٓ ﴿12﴾
ev emera bittaḳvâ.
12. Yahut günahtan sakınmaya çağırıyorsa!
Kelime meali
أَوْ yahut · أَمَرَ emrederse · بِٱلتَّقْوَىٰٓ korunmayı
أَرَءَيۡتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ ﴿13﴾
era'eyte in keẕẕebe vetevellâ.
13. Düşündün mü (ey resulüm), ya o adam hakkı inkâr ediyor, sırt çeviriyorsa!
Kelime meali
أَرَءَيْتَ gördün mü? · إِن ya · كَذَّبَ yalanlarsa? · وَتَوَلَّىٰٓ ve yüz çevirirse?
أَلَمۡ يَعۡلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ ﴿14﴾
elem ya`lem bienne-llâhe yerâ.
14. Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmiyor mu o?
Kelime meali
أَلَمْ bilmedi mi (o)? · يَعْلَم · بِأَنَّ muhakkak · ٱللَّهَ Allah'ın · يَرَىٰ gördüğünü
كَلَّا لَئِن لَّمۡ يَنتَهِ لَنَسۡفَعَۢا بِٱلنَّاصِيَةِ ﴿15﴾
kellâ leil lem yentehi lenesfe`am binnâṣiyeh.
15. Hayır hayır! Eğer vazgeçmezse mutlaka onu perçeminden yakalayıp sürükleriz!
Kelime meali
كَلَّا hayır · لَئِن eğer · لَّمْ bundan vazgeçmezse · يَنتَهِ · لَنَسْفَعًۢا mutlaka yakalarız · بِٱلنَّاصِيَةِ perçeminden
نَاصِيَةࣲ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةࣲ ﴿16﴾
nâṣiyetin kâẕibetin ḫâṭieh.
16. O yalancı, günahkâr perçeminden!
Kelime meali
نَاصِيَةٍۢ perçem(den) · كَـٰذِبَةٍ yalancı · خَاطِئَةٍۢ günahkar
فَلۡيَدۡعُ نَادِيَهُۥ ﴿17﴾
felyed`u nâdiyeh.
17. O hemen kurultayını çağırsın.
Kelime meali
فَلْيَدْعُ o zaman çağırsın · نَادِيَهُۥ meclisini
سَنَدۡعُ ٱلزَّبَانِيَةَ ﴿18﴾
sened`u-zzebâniyeh.
18. Biz de zebânileri çağıracağız!
Kelime meali
سَنَدْعُ biz de çağıracağız · ٱلزَّبَانِيَةَ zebanileri
كَلَّا لَا تُطِعۡهُ وَٱسۡجُدۡۤ وَٱقۡتَرِب۩ ﴿19﴾
kellâ. lâ tüṭi`hü vescüd vaḳterib.
19. Sakın onun isteğine uyma! Secdeye kapan ve Allah’a yakınlaş.
Kelime meali
كَلَّا hayır · لَا ona boyun eğme · تُطِعْهُ · وَٱسْجُدْ secde et · وَٱقْتَرِب ۩ ve yaklaş