Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

İnşikāk Suresi

سُوْرَةُ الاِنْشِقَاقِ · 84. sure · 25 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 589

İnşikāk suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتۡ ﴿1﴾

iẕe-ssemâü-nşeḳḳat.

1–2. Gök yarıldığında ve rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında;

Kelime meali

إِذَا zaman · ٱلسَّمَآءُ gök · ٱنشَقَّتْ yarıldığı

وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ﴿2﴾

veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.

Kelime meali

وَأَذِنَتْ ve dinlediği (zaman) · لِرَبِّهَا Rabbini · وَحُقَّتْ kendisine yaraştığı üzere

وَإِذَا ٱلۡأَرۡضُ مُدَّتۡ ﴿3﴾

veiẕe-l'arḍu müddet.

3–4. Yer dümdüz edildiğinde ve içindekileri atıp boşaldığında;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْأَرْضُ yer · مُدَّتْ uzatıldığı

وَأَلۡقَتۡ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتۡ ﴿4﴾

veelḳat mâ fîhâ veteḫallet.

Kelime meali

وَأَلْقَتْ dışarı atıp · مَا içindekileri · فِيهَا · وَتَخَلَّتْ ve boşaldığı

وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ﴿5﴾

veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.

5. Ve o da rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında (herkes yaptığının karşılığını görecektir).

Kelime meali

وَأَذِنَتْ ve dinlediği (zaman) · لِرَبِّهَا Rabbini · وَحُقَّتْ kendisine yaraştığı üzere

يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدۡحࣰ ا فَمُلَٰقِيهِ ﴿6﴾

yâ eyyühe-l'insânü inneke kâdiḥun ilâ rabbike kedḥan femülâḳîh.

6. Ey insan! Sen rabbine doğru büyük bir çaba içindesin; sonunda kuşkusuz O’na kavuşacaksın da.

Kelime meali

يَـٰٓأَيُّهَا ey · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · إِنَّكَ elbette sen · كَادِحٌ çabalamaktasın · إِلَىٰ (varan yolda) · رَبِّكَ Rabbine · كَدْحًۭا gayretle · فَمُلَـٰقِيهِ nihayet O'na varacaksın

فَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ﴿7﴾

feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.

7–8. Kime kitabı sağından verilirse hesabı kolay bir şekilde görülecektir;

Kelime meali

فَأَمَّا ama · مَنْ kimin · أُوتِىَ verilirse · كِتَـٰبَهُۥ Kitabı · بِيَمِينِهِۦ sağından

فَسَوۡفَ يُحَاسَبُ حِسَابࣰ ا يَسِيرࣰ ا ﴿8﴾

fesevfe yüḥâsebü ḥisâbey yesîrâ.

Kelime meali

فَسَوْفَ yakında · يُحَاسَبُ hesaba çekilecektir · حِسَابًۭا bir hesapla · يَسِيرًۭا kolay

وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورࣰ ا ﴿9﴾

veyenḳalibü ilâ ehlihî mesrûrâ.

9. Ve sevinç içinde yakınlarına dönecektir.

Kelime meali

وَيَنقَلِبُ ve dönecektir · إِلَىٰٓ ailesine · أَهْلِهِۦ · مَسْرُورًۭا sevinçli olarak

وَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهۡرِهِۦ ﴿10﴾

veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe żahrih.

10. Kime de kitabı arkasından verilirse,

Kelime meali

وَأَمَّا ve fakat · مَنْ kimin · أُوتِىَ verilirse · كِتَـٰبَهُۥ Kitabı · وَرَآءَ arka · ظَهْرِهِۦ tarafından

فَسَوۡفَ يَدۡعُواْ ثُبُورࣰ ا ﴿11﴾

fesevfe yed`û ŝübûrâ.

11. “Eyvah!” diye bağıracak,

Kelime meali

فَسَوْفَ sonra yakında · يَدْعُوا۟ o çağıracak · ثُبُورًۭا ölümü

وَيَصۡلَىٰ سَعِيرًا ﴿12﴾

veyaṣlâ se`îrâ.

12. Ve alevli ateşe girecektir.

Kelime meali

وَيَصْلَىٰ ve girecektir · سَعِيرًا alevli ateşe

إِنَّهُۥ كَانَ فِيٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورًا ﴿13﴾

innehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.

13. Şüphesiz o, (dünyada iken) yakınları arasında neşeliydi.

Kelime meali

إِنَّهُۥ çünkü o · كَانَ idi · فِىٓ arasında · أَهْلِهِۦ ailesi · مَسْرُورًا sevinçli

إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ﴿14﴾

innehû żanne el ley yeḥûr.

14. Zira o, hiçbir zaman rabbine dönmeyeceğini sanırdı.

Kelime meali

إِنَّهُۥ şüphesiz o · ظَنَّ sanmıştı · أَن hiç · لَّن · يَحُورَ dönmeyeceğini

بَلَىٰٓۚ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرࣰ ا ﴿15﴾

belâ. inne rabbehû kâne bihî beṣîrâ.

15. Hayır, tam tersi! Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.

Kelime meali

بَلَىٰٓ hayır · إِنَّ şüphesiz · رَبَّهُۥ Rabbi · كَانَ idi · بِهِۦ O'nu · بَصِيرًۭا görmekte

فَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلشَّفَقِ ﴿16﴾

felâ uḳsimü bişşefeḳ.

16. Hayır hayır! Yemin ederim o şafağa,

Kelime meali

فَلَآ hayır · أُقْسِمُ and içerim · بِٱلشَّفَقِ akşamın alaca karanlığına

وَٱلَّيۡلِ وَمَا وَسَقَ ﴿17﴾

velleyli vemâ veseḳa.

17. Geceye ve onun topladığı şeylere,

Kelime meali

وَٱلَّيْلِ ve geceye · وَمَا ve şeylere · وَسَقَ topladığı

وَٱلۡقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ﴿18﴾

velḳameri iẕe-tteseḳa.

18. Ve dolunay şeklini aldığı zaman aya ki,

Kelime meali

وَٱلْقَمَرِ ve aya · إِذَا zaman · ٱتَّسَقَ dolunay olduğu

لَتَرۡكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقࣲ‏ ﴿19﴾

leterkebünne ṭabeḳan `an ṭabaḳ.

19. Siz halden hale geçeceksiniz.

Kelime meali

لَتَرْكَبُنَّ siz mutlaka bineceksiniz · طَبَقًا tabakaya · عَن tabakadan · طَبَقٍۢ

فَمَا لَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ﴿20﴾

femâ lehüm lâ yü'minûn.

20. Durum bu iken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?

Kelime meali

فَمَا nesi var? · لَهُمْ onların · لَا inanmıyorlar · يُؤْمِنُونَ

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقُرۡءَانُ لَا يَسۡجُدُونَۤ۩ ﴿21﴾

veiẕâ ḳurie `aleyhimü-lḳur'ânü lâ yescüdûn.

21. Kendilerine Kur’an okunduğu zaman saygıyla yere kapanmıyorlar.

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · قُرِئَ okunduğu · عَلَيْهِمُ kendilerine · ٱلْقُرْءَانُ Kur'an · لَا secde etmiyorlar · يَسْجُدُونَ ۩

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُكَذِّبُونَ ﴿22﴾

beli-lleẕîne keferû yükeẕẕibûn.

22. İnkârcılar -tam aksine- gerçeği yalanlıyorlar.

Kelime meali

بَلِ bilakis · ٱلَّذِينَ inkarcılar · كَفَرُوا۟ · يُكَذِّبُونَ yalanlıyorlar

وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُوعُونَ ﴿23﴾

vellâhü a`lemü bimâ yû`ûn.

23. Oysa içlerinde gizlediklerini Allah çok iyi bilmektedir.

Kelime meali

وَٱللَّهُ ve Allah · أَعْلَمُ biliyor · بِمَا şeyi · يُوعُونَ içlerinde gizledikleri

فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ﴿24﴾

febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.

24. Onlara şiddetli bir cezaya çarptırılacaklarını bildir.

Kelime meali

فَبَشِّرْهُم onlara müjdele · بِعَذَابٍ bir azabı · أَلِيمٍ acıklı

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونِۭ ﴿25﴾

ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.

25. İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar başkadır; onlar için kesintisiz bir ödül vardır.

Kelime meali

إِلَّا ancak · ٱلَّذِينَ kimseler · ءَامَنُوا۟ inanan(lar) · وَعَمِلُوا۟ ve yapanlar · ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ yararlı işler · لَهُمْ onlar için vardır · أَجْرٌ bir mükafat · غَيْرُ olmayan · مَمْنُونٍۭ kesintisi