İnşikāk Suresi
İnşikāk suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتۡ ﴿1﴾
iẕe-ssemâü-nşeḳḳat.
1–2. Gök yarıldığında ve rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında;
Kelime meali
إِذَا zaman · ٱلسَّمَآءُ gök · ٱنشَقَّتْ yarıldığı
وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ﴿2﴾
veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.
Kelime meali
وَأَذِنَتْ ve dinlediği (zaman) · لِرَبِّهَا Rabbini · وَحُقَّتْ kendisine yaraştığı üzere
وَإِذَا ٱلۡأَرۡضُ مُدَّتۡ ﴿3﴾
veiẕe-l'arḍu müddet.
3–4. Yer dümdüz edildiğinde ve içindekileri atıp boşaldığında;
Kelime meali
وَإِذَا ve zaman · ٱلْأَرْضُ yer · مُدَّتْ uzatıldığı
وَأَلۡقَتۡ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتۡ ﴿4﴾
veelḳat mâ fîhâ veteḫallet.
Kelime meali
وَأَلْقَتْ dışarı atıp · مَا içindekileri · فِيهَا · وَتَخَلَّتْ ve boşaldığı
وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ﴿5﴾
veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.
5. Ve o da rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında (herkes yaptığının karşılığını görecektir).
Kelime meali
وَأَذِنَتْ ve dinlediği (zaman) · لِرَبِّهَا Rabbini · وَحُقَّتْ kendisine yaraştığı üzere
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدۡحࣰ ا فَمُلَٰقِيهِ ﴿6﴾
yâ eyyühe-l'insânü inneke kâdiḥun ilâ rabbike kedḥan femülâḳîh.
6. Ey insan! Sen rabbine doğru büyük bir çaba içindesin; sonunda kuşkusuz O’na kavuşacaksın da.
Kelime meali
يَـٰٓأَيُّهَا ey · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · إِنَّكَ elbette sen · كَادِحٌ çabalamaktasın · إِلَىٰ (varan yolda) · رَبِّكَ Rabbine · كَدْحًۭا gayretle · فَمُلَـٰقِيهِ nihayet O'na varacaksın
فَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ﴿7﴾
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.
7–8. Kime kitabı sağından verilirse hesabı kolay bir şekilde görülecektir;
Kelime meali
فَأَمَّا ama · مَنْ kimin · أُوتِىَ verilirse · كِتَـٰبَهُۥ Kitabı · بِيَمِينِهِۦ sağından
فَسَوۡفَ يُحَاسَبُ حِسَابࣰ ا يَسِيرࣰ ا ﴿8﴾
fesevfe yüḥâsebü ḥisâbey yesîrâ.
Kelime meali
فَسَوْفَ yakında · يُحَاسَبُ hesaba çekilecektir · حِسَابًۭا bir hesapla · يَسِيرًۭا kolay
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورࣰ ا ﴿9﴾
veyenḳalibü ilâ ehlihî mesrûrâ.
9. Ve sevinç içinde yakınlarına dönecektir.
Kelime meali
وَيَنقَلِبُ ve dönecektir · إِلَىٰٓ ailesine · أَهْلِهِۦ · مَسْرُورًۭا sevinçli olarak
وَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهۡرِهِۦ ﴿10﴾
veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe żahrih.
10. Kime de kitabı arkasından verilirse,
Kelime meali
وَأَمَّا ve fakat · مَنْ kimin · أُوتِىَ verilirse · كِتَـٰبَهُۥ Kitabı · وَرَآءَ arka · ظَهْرِهِۦ tarafından
فَسَوۡفَ يَدۡعُواْ ثُبُورࣰ ا ﴿11﴾
fesevfe yed`û ŝübûrâ.
11. “Eyvah!” diye bağıracak,
Kelime meali
فَسَوْفَ sonra yakında · يَدْعُوا۟ o çağıracak · ثُبُورًۭا ölümü
وَيَصۡلَىٰ سَعِيرًا ﴿12﴾
veyaṣlâ se`îrâ.
12. Ve alevli ateşe girecektir.
Kelime meali
وَيَصْلَىٰ ve girecektir · سَعِيرًا alevli ateşe
إِنَّهُۥ كَانَ فِيٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورًا ﴿13﴾
innehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.
13. Şüphesiz o, (dünyada iken) yakınları arasında neşeliydi.
Kelime meali
إِنَّهُۥ çünkü o · كَانَ idi · فِىٓ arasında · أَهْلِهِۦ ailesi · مَسْرُورًا sevinçli
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ﴿14﴾
innehû żanne el ley yeḥûr.
14. Zira o, hiçbir zaman rabbine dönmeyeceğini sanırdı.
Kelime meali
إِنَّهُۥ şüphesiz o · ظَنَّ sanmıştı · أَن hiç · لَّن · يَحُورَ dönmeyeceğini
بَلَىٰٓۚ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرࣰ ا ﴿15﴾
belâ. inne rabbehû kâne bihî beṣîrâ.
15. Hayır, tam tersi! Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.
Kelime meali
بَلَىٰٓ hayır · إِنَّ şüphesiz · رَبَّهُۥ Rabbi · كَانَ idi · بِهِۦ O'nu · بَصِيرًۭا görmekte
فَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلشَّفَقِ ﴿16﴾
felâ uḳsimü bişşefeḳ.
16. Hayır hayır! Yemin ederim o şafağa,
Kelime meali
فَلَآ hayır · أُقْسِمُ and içerim · بِٱلشَّفَقِ akşamın alaca karanlığına
وَٱلَّيۡلِ وَمَا وَسَقَ ﴿17﴾
velleyli vemâ veseḳa.
17. Geceye ve onun topladığı şeylere,
Kelime meali
وَٱلَّيْلِ ve geceye · وَمَا ve şeylere · وَسَقَ topladığı
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ﴿18﴾
velḳameri iẕe-tteseḳa.
18. Ve dolunay şeklini aldığı zaman aya ki,
Kelime meali
وَٱلْقَمَرِ ve aya · إِذَا zaman · ٱتَّسَقَ dolunay olduğu
لَتَرۡكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقࣲ ﴿19﴾
leterkebünne ṭabeḳan `an ṭabaḳ.
19. Siz halden hale geçeceksiniz.
Kelime meali
لَتَرْكَبُنَّ siz mutlaka bineceksiniz · طَبَقًا tabakaya · عَن tabakadan · طَبَقٍۢ
فَمَا لَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ﴿20﴾
femâ lehüm lâ yü'minûn.
20. Durum bu iken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?
Kelime meali
فَمَا nesi var? · لَهُمْ onların · لَا inanmıyorlar · يُؤْمِنُونَ
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقُرۡءَانُ لَا يَسۡجُدُونَۤ۩ ﴿21﴾
veiẕâ ḳurie `aleyhimü-lḳur'ânü lâ yescüdûn.
21. Kendilerine Kur’an okunduğu zaman saygıyla yere kapanmıyorlar.
Kelime meali
وَإِذَا ve zaman · قُرِئَ okunduğu · عَلَيْهِمُ kendilerine · ٱلْقُرْءَانُ Kur'an · لَا secde etmiyorlar · يَسْجُدُونَ ۩
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُكَذِّبُونَ ﴿22﴾
beli-lleẕîne keferû yükeẕẕibûn.
22. İnkârcılar -tam aksine- gerçeği yalanlıyorlar.
Kelime meali
بَلِ bilakis · ٱلَّذِينَ inkarcılar · كَفَرُوا۟ · يُكَذِّبُونَ yalanlıyorlar
وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُوعُونَ ﴿23﴾
vellâhü a`lemü bimâ yû`ûn.
23. Oysa içlerinde gizlediklerini Allah çok iyi bilmektedir.
Kelime meali
وَٱللَّهُ ve Allah · أَعْلَمُ biliyor · بِمَا şeyi · يُوعُونَ içlerinde gizledikleri
فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ﴿24﴾
febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.
24. Onlara şiddetli bir cezaya çarptırılacaklarını bildir.
Kelime meali
فَبَشِّرْهُم onlara müjdele · بِعَذَابٍ bir azabı · أَلِيمٍ acıklı
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونِۭ ﴿25﴾
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.
25. İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar başkadır; onlar için kesintisiz bir ödül vardır.
Kelime meali
إِلَّا ancak · ٱلَّذِينَ kimseler · ءَامَنُوا۟ inanan(lar) · وَعَمِلُوا۟ ve yapanlar · ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ yararlı işler · لَهُمْ onlar için vardır · أَجْرٌ bir mükafat · غَيْرُ olmayan · مَمْنُونٍۭ kesintisi