Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Abese Suresi

سُوْرَةُ عَبَسَ · 80. sure · 42 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 585

Abese suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ ﴿1﴾

`abese vetevellâ.

1. Yüzünü ekşitip başını çevirdi.

Kelime meali

عَبَسَ surat astı · وَتَوَلَّىٰٓ ve döndü

أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ ﴿2﴾

en câehü-l'a`mâ.

2. Görme engelli o kişi geldi diye.

Kelime meali

أَن diye · جَآءَهُ ona geldi · ٱلْأَعْمَىٰ kör

وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ ﴿3﴾

vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.

3. Ama (ey Peygamber!) Sen nereden bileceksin, belki o kendini arındıracaktı.

Kelime meali

وَمَا ve ne? · يُدْرِيكَ bilirsin · لَعَلَّهُۥ belki o · يَزَّكَّىٰٓ arınacaktır

أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ ﴿4﴾

ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.

4. Yahut o bir öğüt alacak, bu öğüt kendisine fayda verecekti.

Kelime meali

أَوْ yahut · يَذَّكَّرُ öğüt dinleyecektir · فَتَنفَعَهُ ve kendisine yarayacaktır · ٱلذِّكْرَىٰٓ öğüt

أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ ﴿5﴾

emmâ meni-stagnâ.

5–6. Sen ise kendini her bakımdan ihtiyaçsız görenle ilgileniyorsun.

Kelime meali

أَمَّا ama · مَنِ kimse ise · ٱسْتَغْنَىٰ kendisini muhtaç hissetmeyen

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ ﴿6﴾

feente lehû teṣaddâ.

Kelime meali

فَأَنتَ sen · لَهُۥ ona · تَصَدَّىٰ yöneliyorsun

وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ ﴿7﴾

vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.

7. Onun arınmamasından sen sorumlu tutulmayacaksın ki!

Kelime meali

وَمَا nedir? · عَلَيْكَ sana düşen · أَلَّا onun arınmamasından · يَزَّكَّىٰ

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ ﴿8﴾

veemmâ men câeke yes`â.

8–10. Gönlünde Allah korkusu taşıyarak koşup sana geleni umursamıyorsun!

Kelime meali

وَأَمَّا fakat · مَن kimse ise · جَآءَكَ sana gelen · يَسْعَىٰ koşarak

وَهُوَ يَخۡشَىٰ ﴿9﴾

vehüve yaḫşâ.

Kelime meali

وَهُوَ ve o · يَخْشَىٰ saygı duyarak

فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ ﴿10﴾

feente `anhü telehhâ.

Kelime meali

فَأَنتَ sen · عَنْهُ onunla · تَلَهَّىٰ ilgilenmiyorsun

كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةࣱ‏ ﴿11﴾

kellâ innehâ teẕkirah.

11. Hayır! Şüphesiz bu âyetler birer öğüttür.

Kelime meali

كَلَّآ hayır · إِنَّهَا elbette o · تَذْكِرَةٌۭ bir hatırlatmadır

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ﴿12﴾

femen şâe ẕekerah.

12. Dileyen ondan öğüt alır.

Kelime meali

فَمَن kimse · شَآءَ dileyen · ذَكَرَهُۥ onu düşünür öğüt alır

فِي صُحُفࣲ مُّكَرَّمَةࣲ‏ ﴿13﴾

fî ṣuḥufim mükerrameh.

13. O, mukaddes sayfalardadır;

Kelime meali

فِى içindedir · صُحُفٍۢ sahifeler · مُّكَرَّمَةٍۢ değer verilen

مَّرۡفُوعَةࣲ مُّطَهَّرَةِۭ ﴿14﴾

merfû`atim müṭahherah.

14. Yüce makamlara kaldırılmış, tertemiz sayfalarda.

Kelime meali

مَّرْفُوعَةٍۢ (saygı ile) yükseltilen · مُّطَهَّرَةٍۭ tertemiz

بِأَيۡدِي سَفَرَةࣲ‏ ﴿15﴾

bieydî seferah.

15–16. Seçkin ve erdemli elçilerin ellerinde.

Kelime meali

بِأَيْدِى ellerinde · سَفَرَةٍۢ yazıcıların

كِرَامِۭ بَرَرَةࣲ‏ ﴿16﴾

kirâmim berarah.

Kelime meali

كِرَامٍۭ değerli · بَرَرَةٍۢ iyilik sahibi

قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ ﴿17﴾

ḳutile-l'insânü mâ ekferah.

17. Kahrolası o insan! Ne kadar da inkârcı!

Kelime meali

قُتِلَ kahrolası · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · مَآ ne kadar · أَكْفَرَهُۥ nankördür

مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ ﴿18﴾

min eyyi şey'in ḫaleḳah.

18. (Bir düşünse) Allah onu neden yarattı?

Kelime meali

مِنْ hangi-den? · أَىِّ hangi · شَىْءٍ · خَلَقَهُۥ onu yarattı

مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ﴿19﴾

min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.

19. Bir spermden yarattı da ona şekil verdi.

Kelime meali

مِن nutfe (sperm)den · نُّطْفَةٍ · خَلَقَهُۥ onu yarattı · فَقَدَّرَهُۥ sonra ona biçim verdi

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ ﴿20﴾

ŝümme-ssebîle yesserah.

20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

Kelime meali

ثُمَّ sonra · ٱلسَّبِيلَ yolu · يَسَّرَهُۥ ona kolaylaştırdı

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ ﴿21﴾

ŝümme emâtehû feaḳberah.

21. Nihayet onun canını aldı ve kabre koydu.

Kelime meali

ثُمَّ sonra · أَمَاتَهُۥ onu öldürdü · فَأَقْبَرَهُۥ kabre koydurdu

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ ﴿22﴾

ŝümme iẕâ şâe enşerah.

22. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltecek.

Kelime meali

ثُمَّ sonra · إِذَا zaman · شَآءَ dilediği · أَنشَرَهُۥ onu diriltip kaldırdı

كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ ﴿23﴾

kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.

23. Hayır! İnsan, Allah’ın emrettiğini yapmadı.

Kelime meali

كَلَّا hayır · لَمَّا yerine getirmedi · يَقْضِ · مَآ şeyi · أَمَرَهُۥ O'nun kendisine emrettiği

فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ ﴿24﴾

felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.

24. İnsan yediğine bir bakıp düşünsün!

Kelime meali

فَلْيَنظُرِ o halde baksın · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · إِلَىٰ şu yiyeceğine · طَعَامِهِۦٓ

أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبࣰّ ا ﴿25﴾

ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.

25. Biz bolca su indirdik.

Kelime meali

اَنَّا biz · صَبَبْنَا döktük · ٱلْمَآءَ suyu · صَبًّۭا iyice döküşle

ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقࣰّ ا ﴿26﴾

ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.

26. Sonra toprağı uygun şekilde yardık.

Kelime meali

ثُمَّ sonra · شَقَقْنَا yardık · ٱلْأَرْضَ toprağı · شَقًّۭا güzel bir yarışla

فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبࣰّ ا ﴿27﴾

feembetnâ fîhâ ḥabbâ.

27. Oradan ekinler bitirdik.

Kelime meali

فَأَنۢبَتْنَا ve bitirdik · فِيهَا orada · حَبًّۭا dane

وَعِنَبࣰ ا وَقَضۡبࣰ ا ﴿28﴾

ve`inebev veḳaḍbâ.

28. Üzüm bağları, sebzeler;

Kelime meali

وَعِنَبًۭا ve üzüm · وَقَضْبًۭا ve yonca

وَزَيۡتُونࣰ ا وَنَخۡلࣰ ا ﴿29﴾

vezeytûnev venaḫlâ.

29. Zeytin ve hurma ağaçları;

Kelime meali

وَزَيْتُونًۭا ve zeytin · وَنَخْلًۭا ve hurma

وَحَدَآئِقَ غُلۡبࣰ ا ﴿30﴾

veḥadâiḳa gulbâ.

30. Gür ağaçlı bahçeler;

Kelime meali

وَحَدَآئِقَ ve bahçeler · غُلْبًۭا iri ve gür

وَفَٰكِهَةࣰ وَأَبࣰّ ا ﴿31﴾

vefâkihetev veebbâ.

31. Meyveler ve çayırlar;

Kelime meali

وَفَـٰكِهَةًۭ ve meyva · وَأَبًّۭا ve çayır

مَّتَٰعࣰ ا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ ﴿32﴾

metâ`al leküm velien`âmiküm.

32. Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.

Kelime meali

مَّتَـٰعًۭا geçim olarak · لَّكُمْ sizin için · وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ve hayvanlarınız için

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ ﴿33﴾

feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.

33. Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

Kelime meali

فَإِذَا zaman · جَآءَتِ geldiği · ٱلصَّآخَّةُ kulakları sağır eden o ses

يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ ﴿34﴾

yevme yefirru-lmerü min eḫîh.

34–36. İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

Kelime meali

يَوْمَ işte o gün · يَفِرُّ kaçar · ٱلْمَرْءُ kişi · مِنْ kardeşinden · أَخِيهِ

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ ﴿35﴾

veümmihî veebîh.

Kelime meali

وَأُمِّهِۦ ve anasından · وَأَبِيهِ ve babası(ndan)

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ ﴿36﴾

veṣâḥibetihî vebenîh.

Kelime meali

وَصَـٰحِبَتِهِۦ ve eşi(nden) · وَبَنِيهِ ve oğulları(ndan)

لِكُلِّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ شَأۡنࣱ يُغۡنِيهِ ﴿37﴾

likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.

37. O gün onlardan her birinin işi başından aşkındır.

Kelime meali

لِكُلِّ hepsinin vardır · ٱمْرِئٍۢ her kişinin · مِّنْهُمْ onlardan · يَوْمَئِذٍۢ o gün · شَأْنٌۭ bir derdi · يُغْنِيهِ kendisine yeter

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ مُّسۡفِرَةࣱ‏ ﴿38﴾

vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.

38. O gün birtakım yüzler parıldar;

Kelime meali

وُجُوهٌۭ yüzler (var ki) · يَوْمَئِذٍۢ o gün · مُّسْفِرَةٌۭ parıl parıl

ضَاحِكَةࣱ مُّسۡتَبۡشِرَةࣱ‏ ﴿39﴾

ḍâḥiketüm müstebşirah.

39. Güleçtir, müjde almıştır.

Kelime meali

ضَاحِكَةٌۭ güleçtir · مُّسْتَبْشِرَةٌۭ sevinçlidir

وَوُجُوهࣱ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةࣱ‏ ﴿40﴾

vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.

40. Birtakım yüzler de o gün toza toprağa bürünmüş;

Kelime meali

وَوُجُوهٌۭ ve yüzler (vardır) · يَوْمَئِذٍ o gün · عَلَيْهَا üzeri · غَبَرَةٌۭ tozlanmış

تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ ﴿41﴾

terheḳuhâ ḳaterah.

41. Kapkara kesilmiştir.

Kelime meali

تَرْهَقُهَا onları bürümüş · قَتَرَةٌ karanlık

أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ ﴿42﴾

ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.

42. İşte bunlar inkârcılardır, günahkârlardır.

Kelime meali

أُو۟لَـٰٓئِكَ işte · هُمُ onlar · ٱلْكَفَرَةُ kafirlerdir · ٱلْفَجَرَةُ Hak'tan sapanlardır