Abese Suresi
Abese suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ ﴿1﴾
`abese vetevellâ.
1. Yüzünü ekşitip başını çevirdi.
Kelime meali
عَبَسَ surat astı · وَتَوَلَّىٰٓ ve döndü
أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ ﴿2﴾
en câehü-l'a`mâ.
2. Görme engelli o kişi geldi diye.
Kelime meali
أَن diye · جَآءَهُ ona geldi · ٱلْأَعْمَىٰ kör
وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ ﴿3﴾
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
3. Ama (ey Peygamber!) Sen nereden bileceksin, belki o kendini arındıracaktı.
Kelime meali
وَمَا ve ne? · يُدْرِيكَ bilirsin · لَعَلَّهُۥ belki o · يَزَّكَّىٰٓ arınacaktır
أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ ﴿4﴾
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
4. Yahut o bir öğüt alacak, bu öğüt kendisine fayda verecekti.
Kelime meali
أَوْ yahut · يَذَّكَّرُ öğüt dinleyecektir · فَتَنفَعَهُ ve kendisine yarayacaktır · ٱلذِّكْرَىٰٓ öğüt
أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ ﴿5﴾
emmâ meni-stagnâ.
5–6. Sen ise kendini her bakımdan ihtiyaçsız görenle ilgileniyorsun.
Kelime meali
أَمَّا ama · مَنِ kimse ise · ٱسْتَغْنَىٰ kendisini muhtaç hissetmeyen
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ ﴿6﴾
feente lehû teṣaddâ.
Kelime meali
فَأَنتَ sen · لَهُۥ ona · تَصَدَّىٰ yöneliyorsun
وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ ﴿7﴾
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
7. Onun arınmamasından sen sorumlu tutulmayacaksın ki!
Kelime meali
وَمَا nedir? · عَلَيْكَ sana düşen · أَلَّا onun arınmamasından · يَزَّكَّىٰ
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ ﴿8﴾
veemmâ men câeke yes`â.
8–10. Gönlünde Allah korkusu taşıyarak koşup sana geleni umursamıyorsun!
Kelime meali
وَأَمَّا fakat · مَن kimse ise · جَآءَكَ sana gelen · يَسْعَىٰ koşarak
وَهُوَ يَخۡشَىٰ ﴿9﴾
vehüve yaḫşâ.
Kelime meali
وَهُوَ ve o · يَخْشَىٰ saygı duyarak
فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ ﴿10﴾
feente `anhü telehhâ.
Kelime meali
فَأَنتَ sen · عَنْهُ onunla · تَلَهَّىٰ ilgilenmiyorsun
كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةࣱ ﴿11﴾
kellâ innehâ teẕkirah.
11. Hayır! Şüphesiz bu âyetler birer öğüttür.
Kelime meali
كَلَّآ hayır · إِنَّهَا elbette o · تَذْكِرَةٌۭ bir hatırlatmadır
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ﴿12﴾
femen şâe ẕekerah.
12. Dileyen ondan öğüt alır.
Kelime meali
فَمَن kimse · شَآءَ dileyen · ذَكَرَهُۥ onu düşünür öğüt alır
فِي صُحُفࣲ مُّكَرَّمَةࣲ ﴿13﴾
fî ṣuḥufim mükerrameh.
13. O, mukaddes sayfalardadır;
Kelime meali
فِى içindedir · صُحُفٍۢ sahifeler · مُّكَرَّمَةٍۢ değer verilen
مَّرۡفُوعَةࣲ مُّطَهَّرَةِۭ ﴿14﴾
merfû`atim müṭahherah.
14. Yüce makamlara kaldırılmış, tertemiz sayfalarda.
Kelime meali
مَّرْفُوعَةٍۢ (saygı ile) yükseltilen · مُّطَهَّرَةٍۭ tertemiz
بِأَيۡدِي سَفَرَةࣲ ﴿15﴾
bieydî seferah.
15–16. Seçkin ve erdemli elçilerin ellerinde.
Kelime meali
بِأَيْدِى ellerinde · سَفَرَةٍۢ yazıcıların
كِرَامِۭ بَرَرَةࣲ ﴿16﴾
kirâmim berarah.
Kelime meali
كِرَامٍۭ değerli · بَرَرَةٍۢ iyilik sahibi
قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ ﴿17﴾
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
17. Kahrolası o insan! Ne kadar da inkârcı!
Kelime meali
قُتِلَ kahrolası · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · مَآ ne kadar · أَكْفَرَهُۥ nankördür
مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ ﴿18﴾
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
18. (Bir düşünse) Allah onu neden yarattı?
Kelime meali
مِنْ hangi-den? · أَىِّ hangi · شَىْءٍ · خَلَقَهُۥ onu yarattı
مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ﴿19﴾
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
19. Bir spermden yarattı da ona şekil verdi.
Kelime meali
مِن nutfe (sperm)den · نُّطْفَةٍ · خَلَقَهُۥ onu yarattı · فَقَدَّرَهُۥ sonra ona biçim verdi
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ ﴿20﴾
ŝümme-ssebîle yesserah.
20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Kelime meali
ثُمَّ sonra · ٱلسَّبِيلَ yolu · يَسَّرَهُۥ ona kolaylaştırdı
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ ﴿21﴾
ŝümme emâtehû feaḳberah.
21. Nihayet onun canını aldı ve kabre koydu.
Kelime meali
ثُمَّ sonra · أَمَاتَهُۥ onu öldürdü · فَأَقْبَرَهُۥ kabre koydurdu
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ ﴿22﴾
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
22. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltecek.
Kelime meali
ثُمَّ sonra · إِذَا zaman · شَآءَ dilediği · أَنشَرَهُۥ onu diriltip kaldırdı
كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ ﴿23﴾
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
23. Hayır! İnsan, Allah’ın emrettiğini yapmadı.
Kelime meali
كَلَّا hayır · لَمَّا yerine getirmedi · يَقْضِ · مَآ şeyi · أَمَرَهُۥ O'nun kendisine emrettiği
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ ﴿24﴾
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
24. İnsan yediğine bir bakıp düşünsün!
Kelime meali
فَلْيَنظُرِ o halde baksın · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · إِلَىٰ şu yiyeceğine · طَعَامِهِۦٓ
أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبࣰّ ا ﴿25﴾
ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.
25. Biz bolca su indirdik.
Kelime meali
اَنَّا biz · صَبَبْنَا döktük · ٱلْمَآءَ suyu · صَبًّۭا iyice döküşle
ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقࣰّ ا ﴿26﴾
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
26. Sonra toprağı uygun şekilde yardık.
Kelime meali
ثُمَّ sonra · شَقَقْنَا yardık · ٱلْأَرْضَ toprağı · شَقًّۭا güzel bir yarışla
فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبࣰّ ا ﴿27﴾
feembetnâ fîhâ ḥabbâ.
27. Oradan ekinler bitirdik.
Kelime meali
فَأَنۢبَتْنَا ve bitirdik · فِيهَا orada · حَبًّۭا dane
وَعِنَبࣰ ا وَقَضۡبࣰ ا ﴿28﴾
ve`inebev veḳaḍbâ.
28. Üzüm bağları, sebzeler;
Kelime meali
وَعِنَبًۭا ve üzüm · وَقَضْبًۭا ve yonca
وَزَيۡتُونࣰ ا وَنَخۡلࣰ ا ﴿29﴾
vezeytûnev venaḫlâ.
29. Zeytin ve hurma ağaçları;
Kelime meali
وَزَيْتُونًۭا ve zeytin · وَنَخْلًۭا ve hurma
وَحَدَآئِقَ غُلۡبࣰ ا ﴿30﴾
veḥadâiḳa gulbâ.
30. Gür ağaçlı bahçeler;
Kelime meali
وَحَدَآئِقَ ve bahçeler · غُلْبًۭا iri ve gür
وَفَٰكِهَةࣰ وَأَبࣰّ ا ﴿31﴾
vefâkihetev veebbâ.
31. Meyveler ve çayırlar;
Kelime meali
وَفَـٰكِهَةًۭ ve meyva · وَأَبًّۭا ve çayır
مَّتَٰعࣰ ا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ ﴿32﴾
metâ`al leküm velien`âmiküm.
32. Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.
Kelime meali
مَّتَـٰعًۭا geçim olarak · لَّكُمْ sizin için · وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ve hayvanlarınız için
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ ﴿33﴾
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
33. Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,
Kelime meali
فَإِذَا zaman · جَآءَتِ geldiği · ٱلصَّآخَّةُ kulakları sağır eden o ses
يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ ﴿34﴾
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
34–36. İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.
Kelime meali
يَوْمَ işte o gün · يَفِرُّ kaçar · ٱلْمَرْءُ kişi · مِنْ kardeşinden · أَخِيهِ
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ ﴿35﴾
veümmihî veebîh.
Kelime meali
وَأُمِّهِۦ ve anasından · وَأَبِيهِ ve babası(ndan)
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ ﴿36﴾
veṣâḥibetihî vebenîh.
Kelime meali
وَصَـٰحِبَتِهِۦ ve eşi(nden) · وَبَنِيهِ ve oğulları(ndan)
لِكُلِّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ شَأۡنࣱ يُغۡنِيهِ ﴿37﴾
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
37. O gün onlardan her birinin işi başından aşkındır.
Kelime meali
لِكُلِّ hepsinin vardır · ٱمْرِئٍۢ her kişinin · مِّنْهُمْ onlardan · يَوْمَئِذٍۢ o gün · شَأْنٌۭ bir derdi · يُغْنِيهِ kendisine yeter
وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ مُّسۡفِرَةࣱ ﴿38﴾
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
38. O gün birtakım yüzler parıldar;
Kelime meali
وُجُوهٌۭ yüzler (var ki) · يَوْمَئِذٍۢ o gün · مُّسْفِرَةٌۭ parıl parıl
ضَاحِكَةࣱ مُّسۡتَبۡشِرَةࣱ ﴿39﴾
ḍâḥiketüm müstebşirah.
39. Güleçtir, müjde almıştır.
Kelime meali
ضَاحِكَةٌۭ güleçtir · مُّسْتَبْشِرَةٌۭ sevinçlidir
وَوُجُوهࣱ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةࣱ ﴿40﴾
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
40. Birtakım yüzler de o gün toza toprağa bürünmüş;
Kelime meali
وَوُجُوهٌۭ ve yüzler (vardır) · يَوْمَئِذٍ o gün · عَلَيْهَا üzeri · غَبَرَةٌۭ tozlanmış
تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ ﴿41﴾
terheḳuhâ ḳaterah.
41. Kapkara kesilmiştir.
Kelime meali
تَرْهَقُهَا onları bürümüş · قَتَرَةٌ karanlık
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ ﴿42﴾
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
42. İşte bunlar inkârcılardır, günahkârlardır.
Kelime meali
أُو۟لَـٰٓئِكَ işte · هُمُ onlar · ٱلْكَفَرَةُ kafirlerdir · ٱلْفَجَرَةُ Hak'tan sapanlardır