Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Tekvîr Suresi

سُوْرَةُ التَّكْوِيْرِ · 81. sure · 29 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 586

Tekvîr suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

إِذَا ٱلشَّمۡسُ كُوِّرَتۡ ﴿1﴾

iẕe-şşemsü küvvirat.

1. Güneş dürülüp karardığında;

Kelime meali

إِذَا zaman · ٱلشَّمْسُ güneş · كُوِّرَتْ büzüldüğü

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتۡ ﴿2﴾

veiẕe-nnücûmü-nkederat.

2. Yıldızlar dökülüp söndüğünde;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلنُّجُومُ yıldızlar · ٱنكَدَرَتْ kararıp döküldüğü

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ سُيِّرَتۡ ﴿3﴾

veiẕe-lcibâlü süyyirat.

3. Dağlar sökülüp yürütüldüğünde;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْجِبَالُ dağlar · سُيِّرَتْ yürütüldüğü

وَإِذَا ٱلۡعِشَارُ عُطِّلَتۡ ﴿4﴾

veiẕe-l`işâru `uṭṭilet.

4. Doğuracak develer başı boş bırakıldığında;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْعِشَارُ on aylık gebe develer · عُطِّلَتْ başı boş bırakıldığı

وَإِذَا ٱلۡوُحُوشُ حُشِرَتۡ ﴿5﴾

veiẕe-lvuḥûşü ḥuşirat.

5. Yabani hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْوُحُوشُ vahşi hayvanlar · حُشِرَتْ bir araya toplandığı

وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ سُجِّرَتۡ ﴿6﴾

veiẕe-lbiḥâru süccirat.

6. Denizler kaynatıldığında;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْبِحَارُ denizler · سُجِّرَتْ kaynatıldığı

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتۡ ﴿7﴾

veiẕe-nnüfûsü züvvicet.

7. İnsanlar (amelleriyle) eşleştirilip (buna göre) şekillendirildiğinde;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلنُّفُوسُ nefisler · زُوِّجَتْ çiftleştirildiği

وَإِذَا ٱلۡمَوۡءُۥدَةُ سُئِلَتۡ ﴿8﴾

veiẕe-lmev'ûdetü süilet.

8–9. Diri diri gömülen kıza hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْمَوْءُۥدَةُ o diri diri toprağa gömülen kıza · سُئِلَتْ sorulduğu

بِأَيِّ ذَنۢبࣲ قُتِلَتۡ ﴿9﴾

bieyyi ẕembin ḳutilet.

Kelime meali

بِأَىِّ hangi? · ذَنۢبٍۢ günah (yüzünden) · قُتِلَتْ öldürüldü

وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتۡ ﴿10﴾

veiẕe-ṣṣuḥufü nüşirat.

10. Defterler ortaya serildiğinde;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلصُّحُفُ defterler · نُشِرَتْ açılıp yayıldığı

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتۡ ﴿11﴾

veiẕe-ssemâü küşiṭat.

11. Gökyüzü sıyrılıp açıldığında;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلسَّمَآءُ gök · كُشِطَتْ sıyrılıp açıldığı

وَإِذَا ٱلۡجَحِيمُ سُعِّرَتۡ ﴿12﴾

veiẕe-lceḥîmü sü``irat.

12. Cehennem ateşi harlatıldığında;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْجَحِيمُ cehennem · سُعِّرَتْ alevlendirildiği

وَإِذَا ٱلۡجَنَّةُ أُزۡلِفَتۡ ﴿13﴾

veiẕe-lcennetü üzlifet.

13. Cennet yaklaştırıldığında;

Kelime meali

وَإِذَا ve zaman · ٱلْجَنَّةُ cennet · أُزْلِفَتْ yaklaştırıldığı

عَلِمَتۡ نَفۡسࣱ مَّآ أَحۡضَرَتۡ ﴿14﴾

`alimet nefsüm mâ aḥḍarat.

14. Kişi neler yaptığını öğrenmiş olacaktır.

Kelime meali

عَلِمَتْ bilir · نَفْسٌۭ her can · مَّآ ne · أَحْضَرَتْ yapıp getirdiğini

فَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلۡخُنَّسِ ﴿15﴾

felâ uḳsimü bilḫunnes.

15–16. Hayır hayır! Yörüngelerinde akıp giderek doğan ve batan yıldızlara andolsun!

Kelime meali

فَلَآ hayır · أُقْسِمُ yemin ederim · بِٱلْخُنَّسِ geri kalıp gizlenenlere

ٱلۡجَوَارِ ٱلۡكُنَّسِ ﴿16﴾

elcevâri-lkünnes.

Kelime meali

ٱلْجَوَارِ akıp gidenlere · ٱلْكُنَّسِ dönüp saklananlara

وَٱلَّيۡلِ إِذَا عَسۡعَسَ ﴿17﴾

velleyli iẕâ `as`as.

17. Kararmakta olan geceye andolsun!

Kelime meali

وَٱلَّيْلِ geceye · إِذَا zaman · عَسْعَسَ sırtını döndüğü

وَٱلصُّبۡحِ إِذَا تَنَفَّسَ ﴿18﴾

veṣṣubḥi iẕâ teneffes.

18. Ağarmakta olan sabaha andolsun ki,

Kelime meali

وَٱلصُّبْحِ ve sabaha · إِذَا zaman · تَنَفَّسَ soluk almağa başladığı

إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولࣲ كَرِيمࣲ‏ ﴿19﴾

innehû leḳavlü rasûlin kerîm.

19–20. O Kur’an gerçekten değerli, güçlü ve arşın sahibi katında itibarlı bir elçinin sözüdür.

Kelime meali

إِنَّهُۥ şüphesiz o · لَقَوْلُ sözüdür · رَسُولٍۢ bir elçinin · كَرِيمٍۢ değerli

ذِي قُوَّةٍ عِندَ ذِي ٱلۡعَرۡشِ مَكِينࣲ‏ ﴿20﴾

ẕî ḳuvvetin `inde ẕi-l`arşi mekîn.

Kelime meali

ذِى sahibidir · قُوَّةٍ güç · عِندَ katında · ذِى sahibi · ٱلْعَرْشِ Arşın · مَكِينٍۢ yücedir

مُّطَاعࣲ ثَمَّ أَمِينࣲ‏ ﴿21﴾

müṭâ`in ŝemme emîn.

21. (Elçi) orada saygın ve güvenilirdir.

Kelime meali

مُّطَاعٍۢ ita'at edilendir · ثَمَّ orada · أَمِينٍۢ güvenilendir

وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجۡنُونࣲ‏ ﴿22﴾

vemâ ṣâḥibüküm bimecnûn.

22. Bu kadar beraber yaşadığınız kişi kesinlikle mecnun değildir.

Kelime meali

وَمَا ve değildir · صَاحِبُكُم arkadaşınız · بِمَجْنُونٍۢ cinli

وَلَقَدۡ رَءَاهُ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡمُبِينِ ﴿23﴾

veleḳad raâhü bil'üfüḳi-lmübîn.

23. Andolsun ki onu (vahiy meleğini) apaçık ufukta görmüştür.

Kelime meali

وَلَقَدْ ve andolsun · رَءَاهُ onu görmüştür · بِٱلْأُفُقِ ufukta · ٱلْمُبِينِ apaçık

وَمَا هُوَ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ بِضَنِينࣲ‏ ﴿24﴾

vemâ hüve `ale-lgaybi biḍanîn.

24. O, gayba ait bilgileri sizden esirgemez.

Kelime meali

وَمَا ve değildir · هُوَ O · عَلَى hakkında · ٱلْغَيْبِ gayb · بِضَنِينٍۢ cimri

وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَيۡطَٰنࣲ رَّجِيمࣲ‏ ﴿25﴾

vemâ hüve biḳavli şeyṭânir racîm.

25. O, lânetlenmiş şeytanın sözü değildir.

Kelime meali

وَمَا ve değildir · هُوَ O · بِقَوْلِ sözü · شَيْطَـٰنٍۢ şeytanın · رَّجِيمٍۢ kovulmuş

فَأَيۡنَ تَذۡهَبُونَ ﴿26﴾

feeyne teẕhebûn.

26. Öyleyse nereye gidiyorsunuz?

Kelime meali

فَأَيْنَ o halde nereye? · تَذْهَبُونَ gidiyorsunuz

إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ ﴿27﴾

in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

27. O herkes için bir öğüttür;

Kelime meali

إِنْ hayır · هُوَ O · إِلَّا ancak · ذِكْرٌۭ öğüttür · لِّلْعَـٰلَمِينَ alemlere

لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَسۡتَقِيمَ ﴿28﴾

limen şâe minküm ey yesteḳîm.

28. Özellikle sizden doğru yolda gitmek isteyenler için.

Kelime meali

لِمَن kimse için · شَآءَ isteyen · مِنكُمْ aranızdan · أَن doğru hareket etmek · يَسْتَقِيمَ

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ﴿29﴾

vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâhü rabbü-l`âlemîn.

29. Fakat âlemlerin rabbi Allah dilemedikçe siz (hiçbir şey) dileyemezsiniz!

Kelime meali

وَمَا ve · تَشَآءُونَ siz dileyemezsiniz · إِلَّآ dışında · أَن dilemesi · يَشَآءَ · ٱللَّهُ Allah(ın) · رَبُّ Rabbi · ٱلْعَـٰلَمِينَ alemlerin