Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

A'lâ Suresi

سُوْرَةُ الْاَعْلٰي · 87. sure · 19 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 591

A'lâ suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

سَبِّحِ ٱسۡمَ رَبِّكَ ٱلۡأَعۡلَى ﴿1﴾

sebbiḥi-sme rabbike-l'a`lâ.

1. Yüce rabbinin adını takdis ve tenzih ederek an.

Kelime meali

سَبِّحِ tesbih et · ٱسْمَ adını · رَبِّكَ Rabbinin · ٱلْأَعْلَى yüce

ٱلَّذِي خَلَقَ فَسَوَّىٰ ﴿2﴾

elleẕî ḫaleḳa fesevvâ.

2. Yaratıp uygun şekil veren;

Kelime meali

ٱلَّذِى O ki · خَلَقَ yarattı · فَسَوَّىٰ düzenledi

وَٱلَّذِي قَدَّرَ فَهَدَىٰ ﴿3﴾

velleẕî ḳaddera fehedâ.

3. Ölçülü ve amaçlı yapan, yol gösteren;

Kelime meali

وَٱلَّذِى ve O ki · قَدَّرَ takdie etti · فَهَدَىٰ hedefini gösterdi

وَٱلَّذِيٓ أَخۡرَجَ ٱلۡمَرۡعَىٰ ﴿4﴾

velleẕî aḫrace-lmer`â.

4–5. Yeşil bitkileri çıkartan, sonra onları kapkara bitki kalıntısı haline getiren (rabbinin adını).

Kelime meali

وَٱلَّذِىٓ ve O ki · أَخْرَجَ çıkardı · ٱلْمَرْعَىٰ otlağı

فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحۡوَىٰ ﴿5﴾

fece`alehû guŝâen aḥvâ.

Kelime meali

فَجَعَلَهُۥ sonra da onu çevirdi · غُثَآءً bir çöpe · أَحْوَىٰ kupkuru siyah

سَنُقۡرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ ﴿6﴾

senuḳriüke felâ tensâ.

6–7. Sana okutacağız ve Allah öyle dilemedikçe unutmayacaksın. O, açık olanı da bilir, gizli olanı da.

Kelime meali

سَنُقْرِئُكَ sana okutacağız · فَلَا unutmayacaksın · تَنسَىٰٓ

إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ وَمَا يَخۡفَىٰ ﴿7﴾

illâ mâ şâe-llâh. innehû ya`lemü-lcehra vemâ yaḫfâ.

Kelime meali

إِلَّا yalnız başka · مَا dilediği · شَآءَ · ٱللَّهُ ۚ Allah'ın · إِنَّهُۥ muhakkak O · يَعْلَمُ bilir · ٱلْجَهْرَ açığı · وَمَا ve olanı · يَخْفَىٰ gizli

وَنُيَسِّرُكَ لِلۡيُسۡرَىٰ ﴿8﴾

venüyessiruke lilyüsrâ.

8. Sana kolaylık ve huzurun yollarını açacağız.

Kelime meali

وَنُيَسِّرُكَ ve sana kolaylaştıracağız · لِلْيُسْرَىٰ en kolay olana

فَذَكِّرۡ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكۡرَىٰ ﴿9﴾

feẕekkir in nefe`ati-ẕẕikrâ.

9. O halde öğüt ver; öğüt mutlaka fayda sağlar.

Kelime meali

فَذَكِّرْ o halde hatırlat öğüt ver · إِن eğer · نَّفَعَتِ yarar verirse · ٱلذِّكْرَىٰ hatırlatmak

سَيَذَّكَّرُ مَن يَخۡشَىٰ ﴿10﴾

seyeẕẕekkeru mey yaḫşâ.

10. Allah’tan korkan öğüt alacaktır;

Kelime meali

سَيَذَّكَّرُ hatırlar · مَن olan · يَخْشَىٰ saygılı

وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلۡأَشۡقَى ﴿11﴾

veyetecennebühe-l'eşḳâ.

11. Ebedî mutluluktan nasibi olmayan da ondan uzak durur.

Kelime meali

وَيَتَجَنَّبُهَا ve ondan kaçınır · ٱلْأَشْقَى bahtsız olan

ٱلَّذِي يَصۡلَى ٱلنَّارَ ٱلۡكُبۡرَىٰ ﴿12﴾

elleẕî yaṣle-nnâra-lkübrâ.

12. İşte en büyük ateşe girecek olan odur.

Kelime meali

ٱلَّذِى o ki · يَصْلَى girer · ٱلنَّارَ ateşe · ٱلْكُبْرَىٰ en büyük

ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحۡيَىٰ ﴿13﴾

ŝümme lâ yemûtü fîhâ velâ yaḥyâ.

13. Sonra orada ne ölür ne de yaşar.

Kelime meali

ثُمَّ sonra · لَا yoktur · يَمُوتُ ölüm · فِيهَا orada · وَلَا ve ne de · يَحْيَىٰ yaşam

قَدۡ أَفۡلَحَ مَن تَزَكَّىٰ ﴿14﴾

ḳad efleḥa men tezekkâ.

14–15. Doğrusu arınan ve rabbinin adını anıp namaz kılan kurtuluşa ermiştir.

Kelime meali

قَدْ doğrusu · أَفْلَحَ kurtuluşa ermiştir · مَن kimse · تَزَكَّىٰ nefsini arındıran

وَذَكَرَ ٱسۡمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ ﴿15﴾

veẕekera-sme rabbihî feṣallâ.

Kelime meali

وَذَكَرَ ve anan · ٱسْمَ adını · رَبِّهِۦ Rabbinin · فَصَلَّىٰ ve namaz kılan

بَلۡ تُؤۡثِرُونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا ﴿16﴾

bel tü'ŝirûne-lḥayâte-ddünyâ.

16. Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

Kelime meali

بَلْ ama · تُؤْثِرُونَ siz yeğliyorsunuz · ٱلْحَيَوٰةَ hayatını · ٱلدُّنْيَا dünya

وَٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرࣱ وَأَبۡقَىٰٓ ﴿17﴾

vel'âḫiratü ḫayruv veebḳâ.

17. Oysa âhiret daha hayırlı ve süreklidir.

Kelime meali

وَٱلْـَٔاخِرَةُ oysa ahiret · خَيْرٌۭ daha iyidir · وَأَبْقَىٰٓ ve daha kalıcıdır

إِنَّ هَٰذَا لَفِي ٱلصُّحُفِ ٱلۡأُولَىٰ ﴿18﴾

inne hâẕâ lefi-ṣṣuḥufi-l'ûlâ.

18–19. Bunlar önceki kitaplarda, İbrâhim ve Mûsâ’nın kitaplarında da vardır.

Kelime meali

إِنَّ şüphesiz · هَـٰذَا bu · لَفِى elbette vardı · ٱلصُّحُفِ sahifelerde de · ٱلْأُولَىٰ ilk

صُحُفِ إِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ ﴿19﴾

ṣuḥufi ibrâhîme vemûsâ.

Kelime meali

صُحُفِ sayfalarında · إِبْرَٰهِيمَ İbrahim'in · وَمُوسَىٰ ve Musa'nın