Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Gāşiye Suresi

سُوْرَةُ الْغَاشِيَةِ · 88. sure · 26 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 592

Gāşiye suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡغَٰشِيَةِ ﴿1﴾

hel etâke ḥadîŝü-lgâşiyeh.

1. O kıyametin haberi sana geldi mi?

Kelime meali

هَلْ sana geldimi? · أَتَىٰكَ · حَدِيثُ haberi · ٱلْغَـٰشِيَةِ sarıp kaplayacak olanın

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ ﴿2﴾

vucûhüy yevmeiẕin ḫâşi`ah.

2. O gün kimi yüzleri zillet kaplamıştır.

Kelime meali

وُجُوهٌۭ yüzler var ki · يَوْمَئِذٍ o gün · خَـٰشِعَةٌ öne düşüktür

عَامِلَةࣱ نَّاصِبَةࣱ‏ ﴿3﴾

`âmiletün nâṣibeh.

3. Bitkin ve yorgun.

Kelime meali

عَامِلَةٌۭ çalışır · نَّاصِبَةٌۭ yorulur

تَصۡلَىٰ نَارًا حَامِيَةࣰ‏ ﴿4﴾

taṣlâ nâran ḥâmiyeh.

4. Kızgın bir ateşe girerler.

Kelime meali

تَصْلَىٰ girerler · نَارًا ateşe · حَامِيَةًۭ kızgın

تُسۡقَىٰ مِنۡ عَيۡنٍ ءَانِيَةࣲ‏ ﴿5﴾

tüsḳâ min `aynin âniyeh.

5. Kendilerine kaynar su pınarından içirilir.

Kelime meali

تُسْقَىٰ kendilerine içirilir · مِنْ bir gözeden · عَيْنٍ · ءَانِيَةٍۢ kaynamış

لَّيۡسَ لَهُمۡ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعࣲ‏ ﴿6﴾

leyse lehüm ṭa`âmün illâ min ḍarî`.

6. Onlar için kuru, dikenli bir bitkiden başka yiyecek yoktur.

Kelime meali

لَّيْسَ yoktur · لَهُمْ onlar için · طَعَامٌ yiyecek · إِلَّا başka · مِن kuru dikenden · ضَرِيعٍۢ

لَّا يُسۡمِنُ وَلَا يُغۡنِي مِن جُوعࣲ‏ ﴿7﴾

lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.

7. O da ne besler ne de açlığı giderir.

Kelime meali

لَّا o beslemez · يُسْمِنُ · وَلَا ve · يُغْنِى gidermez · مِن açlığından bir şey · جُوعٍۢ

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ نَّاعِمَةࣱ‏ ﴿8﴾

vucûhüy yevmeiẕin nâ`imeh.

8. O gün kimi yüzler de mutludur.

Kelime meali

وُجُوهٌۭ yüzler de var ki · يَوْمَئِذٍۢ o gün · نَّاعِمَةٌۭ ni'met içinde mutludur

لِّسَعۡيِهَا رَاضِيَةࣱ‏ ﴿9﴾

lisa`yihâ râḍiyeh.

9. Yaptıklarından dolayı memnundurlar.

Kelime meali

لِّسَعْيِهَا işinden · رَاضِيَةٌۭ memnun

فِي جَنَّةٍ عَالِيَةࣲ‏ ﴿10﴾

fî cennetin `âliyeh.

10. Yüksek bir bahçededirler.

Kelime meali

فِى bir bahçededir · جَنَّةٍ · عَالِيَةٍۢ yüksek

لَّا تَسۡمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةࣰ‏ ﴿11﴾

lâ tesme`u fîhâ lâgiyeh.

11. Orada boş söz işitmezler.

Kelime meali

لَّا işitmezler · تَسْمَعُ · فِيهَا orada · لَـٰغِيَةًۭ boş söz

فِيهَا عَيۡنࣱ جَارِيَةࣱ‏ ﴿12﴾

fîhâ `aynün câriyeh.

12. Orada akan bir pınar vardır.

Kelime meali

فِيهَا orada vardır · عَيْنٌۭ bir kaynak · جَارِيَةٌۭ akan

فِيهَا سُرُرࣱ مَّرۡفُوعَةࣱ‏ ﴿13﴾

fîhâ sürurum merfû`ah.

13–16. Orada yüksek tahtlar, önlerine konmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş değerli halılar vardır.

Kelime meali

فِيهَا orada · سُرُرٌۭ tahtlar · مَّرْفُوعَةٌۭ yükseltilmiş

وَأَكۡوَابࣱ مَّوۡضُوعَةࣱ‏ ﴿14﴾

veekvâbüm mevḍû`ah.

Kelime meali

وَأَكْوَابٌۭ ve kadehler · مَّوْضُوعَةٌۭ konulmuş

وَنَمَارِقُ مَصۡفُوفَةࣱ‏ ﴿15﴾

venemâriḳu maṣfûfeh.

Kelime meali

وَنَمَارِقُ ve yastıklar · مَصْفُوفَةٌۭ dizilmiş

وَزَرَابِيُّ مَبۡثُوثَةٌ ﴿16﴾

vezerâbiyyü mebŝûŝeh.

Kelime meali

وَزَرَابِىُّ ve halılar · مَبْثُوثَةٌ serilmiş

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلۡإِبِلِ كَيۡفَ خُلِقَتۡ ﴿17﴾

efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat.

17–20. Peki onlar devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?

Kelime meali

أَفَلَا bakmıyorlar mı? · يَنظُرُونَ · إِلَى develere · ٱلْإِبِلِ · كَيْفَ nasıl · خُلِقَتْ yaratılmış

وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيۡفَ رُفِعَتۡ ﴿18﴾

veile-ssemâi keyfe rufi`at.

Kelime meali

وَإِلَى ve · ٱلسَّمَآءِ göğe · كَيْفَ nasıl? · رُفِعَتْ yükseltilmiş

وَإِلَى ٱلۡجِبَالِ كَيۡفَ نُصِبَتۡ ﴿19﴾

veile-lcibâli keyfe nüṣibet.

Kelime meali

وَإِلَى ve · ٱلْجِبَالِ dağlara · كَيْفَ nasıl? · نُصِبَتْ dikilmiş

وَإِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَيۡفَ سُطِحَتۡ ﴿20﴾

veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat.

Kelime meali

وَإِلَى ve · ٱلْأَرْضِ yere · كَيْفَ nasıl? · سُطِحَتْ yayılıp döşenmiş

فَذَكِّرۡ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرࣱ‏ ﴿21﴾

feẕekkir innemâ ente müẕekkir.

21. Artık sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir uyarıcısın.

Kelime meali

فَذَكِّرْ öğüt ver · إِنَّمَآ çünkü ancak · أَنتَ sen · مُذَكِّرٌۭ öğüt verensin

لَّسۡتَ عَلَيۡهِم بِمُصَيۡطِرٍ ﴿22﴾

leste `aleyhim bimüṣayṭir.

22. Onların üstünde egemen bir zorba değilsin.

Kelime meali

لَّسْتَ değilsin · عَلَيْهِم onların üzerinde · بِمُصَيْطِرٍ zorlayıcı

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ ﴿23﴾

illâ men tevellâ vekefera.

23. Ancak kim yüz çevirir ve inkâr ederse,

Kelime meali

إِلَّا ancak · مَن kim · تَوَلَّىٰ yüz çevirirse · وَكَفَرَ ve inanmazsa

فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَكۡبَرَ ﴿24﴾

feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber.

24. Allah onu en büyük azapla cezalandırır.

Kelime meali

فَيُعَذِّبُهُ ona azab eder · ٱللَّهُ Allah · ٱلْعَذَابَ azabla · ٱلْأَكْبَرَ en büyük

إِنَّ إِلَيۡنَآ إِيَابَهُمۡ ﴿25﴾

inne ileynâ iyâbehüm.

25. Kuşkusuz onların dönüşü ancak bizedir.

Kelime meali

إِنَّ şüphesiz · إِلَيْنَآ bizedir · إِيَابَهُمْ dönüşleri

ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا حِسَابَهُم ﴿26﴾

ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm.

26. Daha sonra onları sorgulamak da ancak bize aittir.

Kelime meali

ثُمَّ sonra · إِنَّ şüphesiz · عَلَيْنَا bize düşer · حِسَابَهُم onların hesabı