Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Fecr Suresi

سُوْرَةُ الْفَجْرِ · 89. sure · 30 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 593

Fecr suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

وَٱلۡفَجۡرِ ﴿1﴾

velfecr.

1. Yemin olsun şafak vaktine;

Kelime meali

وَٱلْفَجْرِ andolsun fecre

وَلَيَالٍ عَشۡرࣲ‏ ﴿2﴾

veleyâlin `aşr.

2. On geceye;

Kelime meali

وَلَيَالٍ ve geceye · عَشْرٍۢ on

وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ ﴿3﴾

veşşef`i velvetr.

3. Çift olana ve tek olana;

Kelime meali

وَٱلشَّفْعِ ve çift'e · وَٱلْوَتْرِ ve tek'e

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ ﴿4﴾

velleyli iẕâ yesr.

4. Geçip gitmekte olan geceye.

Kelime meali

وَٱلَّيْلِ ve geceye · إِذَا gitmekte olan · يَسْرِ

هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِي حِجۡرٍ ﴿5﴾

hel fî ẕâlike ḳasemül liẕî ḥicr.

5. Aklı olan kimse için bunlar yemine konu olacak kadar önemli değil midir?

Kelime meali

هَلْ değil mi? · فِى var · ذَٰلِكَ bunda · قَسَمٌۭ bir yemin · لِّذِى sahibi için · حِجْرٍ akıl

أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ﴿6﴾

elem tera keyfe fe`ale rabbüke bi`âd.

6. Görmedin mi, rabbin ne yaptı Âd kavmine;

Kelime meali

أَلَمْ görmedin mi? · تَرَ · كَيْفَ ne · فَعَلَ yaptı · رَبُّكَ Rabbin · بِعَادٍ Ad'e

إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ ﴿7﴾

irame ẕâti-l`imâd.

7–8. Ülkeler içinde benzeri yaratılmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e;

Kelime meali

إِرَمَ İrem'e? · ذَاتِ sütunlu · ٱلْعِمَادِ

ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ ﴿8﴾

elletî lem yuḫlaḳ miŝlühâ fi-lbilâd.

Kelime meali

ٱلَّتِى ki · لَمْ yaratılmamıştı · يُخْلَقْ · مِثْلُهَا onun eşi; · فِى ülkeler arasında · ٱلْبِلَـٰدِ

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ ﴿9﴾

veŝemûde-lleẕîne câbu-ṣṣaḫra bilvâd.

9. Vadide kayaları oyarak şehir yapan Semûd’a;

Kelime meali

وَثَمُودَ ve Semud'a? · ٱلَّذِينَ oyan · جَابُوا۟ · ٱلصَّخْرَ kayaları · بِٱلْوَادِ vadide

وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ ﴿10﴾

vefir`avne ẕi-l'evtâd.

10. Kazıklı Firavun’a?

Kelime meali

وَفِرْعَوْنَ ve Fir'avn'a? · ذِى sahibi · ٱلْأَوْتَادِ kazıklar

ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ ﴿11﴾

elleẕîne ṭagav fi-lbilâd.

11. İşte bunların hepsi ülkelerinde azgınlık etmişlerdi.

Kelime meali

ٱلَّذِينَ ki · طَغَوْا۟ azmışlardı · فِى ülkelerde · ٱلْبِلَـٰدِ

فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ ﴿12﴾

feekŝerû fîhe-lfesâd.

12. Oralarda durmadan fesat çıkardılar.

Kelime meali

فَأَكْثَرُوا۟ çokları · فِيهَا oralarda · ٱلْفَسَادَ kötülük etmişlerdi

فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ ﴿13﴾

feṣabbe `aleyhim rabbüke sevṭa `aẕâb.

13. Bu yüzden rabbin onların üzerine kırbaç gibi ceza yağdırdı.

Kelime meali

فَصَبَّ bu yüzden çarptı · عَلَيْهِمْ onların üzerine · رَبُّكَ Rabbin · سَوْطَ kırbacını · عَذَابٍ azab

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ ﴿14﴾

inne rabbeke lebilmirṣâd.

14. Çünkü rabbin her şeyi yakından izlemektedir.

Kelime meali

إِنَّ elbette · رَبَّكَ Rabbin · لَبِٱلْمِرْصَادِ gözetleme yerindedir

فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ ﴿15﴾

feemme-l'insânü iẕâ me-btelâhü rabbühû feekramehû vene``amehû feyeḳûlü rabbî ekramen.

15. İnsan var ya, rabbi ona imtihan için ikramda bulunduğunda ve onu nimetlere boğduğunda, “Rabbim bana ikram etti” der (mutlu olur).

Kelime meali

فَأَمَّا fakat · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · إِذَا zaman · مَا ne · ٱبْتَلَىٰهُ kendisini sınasa · رَبُّهُۥ Rabbi · فَأَكْرَمَهُۥ ve ona ikramda bulunsa · وَنَعَّمَهُۥ ve ona ni'met verse · فَيَقُولُ der ki · رَبِّىٓ Rabbim · أَكْرَمَنِ bana ikram etti

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ ﴿16﴾

veemmâ iẕâ me-btelâhü feḳadera `aleyhi rizḳahû feyeḳûlü rabbî ehânen.

16. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise “Rabbim beni önemsemedi” der (mutsuz olur).

Kelime meali

وَأَمَّآ ama · إِذَا zaman · مَا ne · ٱبْتَلَىٰهُ onu sınasa · فَقَدَرَ ve daraltsa · عَلَيْهِ ona · رِزْقَهُۥ rızkını · فَيَقُولُ der ki · رَبِّىٓ Rabbim · أَهَـٰنَنِ beni alçalttı

كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ ﴿17﴾

kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.

17. Hayır hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.

Kelime meali

كَلَّا ۖ hayır · بَل doğrusu · لَّا siz ikram etmiyorsunuz · تُكْرِمُونَ · ٱلْيَتِيمَ yetime

وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ﴿18﴾

velâ teḥâḍḍûne `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.

18. Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.

Kelime meali

وَلَا ve · تَحَـٰٓضُّونَ teşvik etmiyorsunuz · عَلَىٰ yedirmeğe · طَعَامِ · ٱلْمِسْكِينِ yoksula

وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰ ا لَّمࣰّ ا ﴿19﴾

vete'külûne-ttürâŝe eklel lemmâ.

19. Mirası hak hukuk demeden yiyorsunuz.

Kelime meali

وَتَأْكُلُونَ ve yiyorsunuz · ٱلتُّرَاثَ mirası · أَكْلًۭا bir yiyişle · لَّمًّۭا hırsla

وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّ ا جَمࣰّ ا ﴿20﴾

vetüḥibbûne-lmâle ḥubben cemmâ.

20. Malı aşırı derecede seviyorsunuz.

Kelime meali

وَتُحِبُّونَ ve seviyorsunuz · ٱلْمَالَ malı · حُبًّۭا sevgiyle · جَمًّۭا pek çok

كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّ ا دَكࣰّ ا ﴿21﴾

kellâ iẕâ dükketi-l'arḍu dekken dekkâ.

21. Hayır, bu böyle olmamalı! Yer dağılıp parça parça olduğunda;

Kelime meali

كَلَّآ hayır · إِذَا zaman · دُكَّتِ dümdüz edildiği · ٱلْأَرْضُ yer · دَكًّۭا sarsıla · دَكًّۭا sarsıla

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّ ا صَفࣰّ ا ﴿22﴾

vecâe rabbüke velmelekü ṣaffen ṣaffâ.

22. Rabbin (emri) gelip melekler de saf saf dizildiğinde;

Kelime meali

وَجَآءَ ve geldiği (zaman) · رَبُّكَ Rabbine · وَٱلْمَلَكُ melekler · صَفًّۭا sıra · صَفًّۭا sıra

وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذࣲ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ ﴿23﴾

vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-l'insânü veennâ lehü-ẕẕikrâ.

23. O gün cehennem de getirildiğinde, insan işte o gün yaptıklarını birer birer hatırlayacaktır. Fakat bu hatırlamanın ona ne faydası var!

Kelime meali

وَجِا۟ىٓءَ ve getirildiği · يَوْمَئِذٍۭ o gün · بِجَهَنَّمَ ۚ cehennem · يَوْمَئِذٍۢ işte o gün · يَتَذَكَّرُ anlar · ٱلْإِنسَـٰنُ insan · وَأَنَّىٰ artık ne (yararı) var? · لَهُ kendisine · ٱلذِّكْرَىٰ anlamanın

يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي ﴿24﴾

yeḳûlü yâ leytenî ḳaddemtü liḥayâtî.

24. İnsan, “Keşke (âhiret) hayatım için daha önce bir şeyler yapmış olsaydım!” der.

Kelime meali

يَقُولُ der ki · يَـٰلَيْتَنِى ah keşke ben · قَدَّمْتُ (iyi işler) gönderseydim · لِحَيَاتِى bu hayatım için

فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدࣱ‏ ﴿25﴾

feyevmeiẕil lâ yü`aẕẕibü `aẕâbehû eḥad.

25. Artık o gün Allah’ın vereceği cezayı kimse veremez.

Kelime meali

فَيَوْمَئِذٍۢ o gün · لَّا azab edemez · يُعَذِّبُ · عَذَابَهُۥٓ O'nun yapacağı azabı · أَحَدٌۭ hiç kimse

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدࣱ‏ ﴿26﴾

velâ yûŝiḳu veŝâḳahû eḥad.

26. O’nun bağladığı gibi kimse bağlayamaz.

Kelime meali

وَلَا ve · يُوثِقُ bağ vuramaz · وَثَاقَهُۥٓ O'nun vuracağı bağı · أَحَدٌۭ hiç kimse

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ ﴿27﴾

yâ eyyetühe-nnefsü-lmuṭmeinneh.

27. Ey imanın huzuruna kavuşmuş insan!

Kelime meali

يَـٰٓأَيَّتُهَا ey · ٱلنَّفْسُ nefis · ٱلْمُطْمَئِنَّةُ huzura eren

ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةࣰ مَّرۡضِيَّةࣰ‏ ﴿28﴾

irci`î ilâ rabbiki râḍiyetem merḍiyyeh.

28. Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak rabbine dön.

Kelime meali

ٱرْجِعِىٓ dön · إِلَىٰ Rabbine · رَبِّكِ · رَاضِيَةًۭ razı olarak · مَّرْضِيَّةًۭ rızasını kazanarak

فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي ﴿29﴾

fedḫulî fî `ibâdî.

29. Böylece has kullarımın arasına sen de katıl.

Kelime meali

فَٱدْخُلِى ve gir · فِى arasına · عِبَـٰدِى kullarım

وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي ﴿30﴾

vedḫulî cennetî.

30. Cennetime gir!

Kelime meali

وَٱدْخُلِى ve gir · جَنَّتِى cennetime