Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Beled Suresi

سُوْرَةُ الْبَلَدِ · 90. sure · 20 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 594

Beled suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ﴿1﴾

lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.

1. Yemin ederim şu beldeye;

Kelime meali

لَآ hayır · أُقْسِمُ and içerim · بِهَـٰذَا bu · ٱلْبَلَدِ kente

وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ﴿2﴾

veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.

2. Senin de içinde oturmakta olduğun o kente;

Kelime meali

وَأَنتَ ki sen · حِلٌّۢ oturmaktasın · بِهَـٰذَا bu · ٱلْبَلَدِ şehirde

وَوَالِدࣲ وَمَا وَلَدَ ﴿3﴾

vevâlidiv vemâ veled.

3. Ana babaya ve bunlardan meydana gelen çocuklara!

Kelime meali

وَوَالِدٍۢ ve doğurana (andolsun) · وَمَا ve · وَلَدَ doğurduğuna

لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ ﴿4﴾

leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.

4. Hiç kuşkusuz biz insanı zahmetli bir hayat için yarattık.

Kelime meali

لَقَدْ elbette · خَلَقْنَا biz yarattık · ٱلْإِنسَـٰنَ insanı · فِى arasında · كَبَدٍ zorluk

أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدࣱ‏ ﴿5﴾

eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.

5. O, hiçbir kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

Kelime meali

أَيَحْسَبُ mi sanıyor? · أَن güç yetiremeyeceğini · لَّن · يَقْدِرَ · عَلَيْهِ kendisine · أَحَدٌۭ hiç kimsenin

يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالࣰ ا لُّبَدًا ﴿6﴾

yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.

6. “Pek çok mal harcadım” diyor.

Kelime meali

يَقُولُ diyor · أَهْلَكْتُ ben telef ettim · مَالًۭا mal · لُّبَدًا birçok

أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ﴿7﴾

eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.

7. Onu kimsenin görmediğini mi sanıyor?

Kelime meali

أَيَحْسَبُ mi sanıyor? · أَن kendisini görmediğini · لَّمْ · يَرَهُۥٓ · أَحَدٌ kimsenin

أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ ﴿8﴾

elem nec`al lehû `ayneyn.

8–9. Ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?

Kelime meali

أَلَمْ biz vermedikmi? · نَجْعَل · لَّهُۥ ona · عَيْنَيْنِ iki göz

وَلِسَانࣰ ا وَشَفَتَيۡنِ ﴿9﴾

velisânev veşefeteyn.

Kelime meali

وَلِسَانًۭا ve bir dil · وَشَفَتَيْنِ ve iki dudak

وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ ﴿10﴾

vehedeynâhü-nnecdeyn.

10. Ve ona iki yolu göstermedik mi?

Kelime meali

وَهَدَيْنَـٰهُ ve ona gösterdik · ٱلنَّجْدَيْنِ iki (tepe) yol

فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ ﴿11﴾

fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.

11. Fakat o, sarp yolu göze alamadı.

Kelime meali

فَلَا fakat · ٱقْتَحَمَ o atılamadı · ٱلْعَقَبَةَ sarp yokuşa

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ ﴿12﴾

vemâ edrâke me-l`aḳabeh.

12. O sarp yol nedir, bilir misin?

Kelime meali

وَمَآ nedir? · أَدْرَىٰكَ sana bildiren · مَا ne olduğunu · ٱلْعَقَبَةُ sarp yokuşun

فَكُّ رَقَبَةٍ ﴿13﴾

fekkü raḳabeh.

13. Köle âzat etmektir.

Kelime meali

فَكُّ çözmektir (azad etmek) · رَقَبَةٍ bir köleyi

أَوۡ إِطۡعَٰمࣱ فِي يَوۡمࣲ ذِي مَسۡغَبَةࣲ‏ ﴿14﴾

ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.

14–16. Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.

Kelime meali

أَوْ yahut · إِطْعَـٰمٌۭ doyurmaktır · فِى gününde · يَوْمٍۢ · ذِى açlık · مَسْغَبَةٍۢ

يَتِيمࣰ ا ذَا مَقۡرَبَةٍ ﴿15﴾

yetîmen ẕâ maḳrabeh.

Kelime meali

يَتِيمًۭا yetimi · ذَا akraba olan · مَقْرَبَةٍ

أَوۡ مِسۡكِينࣰ ا ذَا مَتۡرَبَةࣲ‏ ﴿16﴾

ev miskînen ẕâ metrabeh.

Kelime meali

أَوْ yahut · مِسْكِينًۭا yoksulu · ذَا hiçbir şeyi olmayan · مَتْرَبَةٍۢ

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ ﴿17﴾

ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.

17. Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı öğütleyenlerden olmaktır.

Kelime meali

ثُمَّ sonra · كَانَ olmaktır · مِنَ kimselerden · ٱلَّذِينَ · ءَامَنُوا۟ inanan(lar) · وَتَوَاصَوْا۟ ve tavsiye edenlerden · بِٱلصَّبْرِ sabır · وَتَوَاصَوْا۟ ve tavsiye edenlerden · بِٱلْمَرْحَمَةِ merhamet

أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ ﴿18﴾

ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.

18. İşte bunlar hakkın ve erdemin yanında olanlardır.

Kelime meali

أُو۟لَـٰٓئِكَ işte onlar · أَصْحَـٰبُ adamlarıdır · ٱلْمَيْمَنَةِ sağın

وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ ﴿19﴾

velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.

19. Âyetlerimizi inkâr edenler ise bâtılın ve erdemsizliğin yanında olanlardır.

Kelime meali

وَٱلَّذِينَ ve kimseler · كَفَرُوا۟ inkar eden(ler) · بِـَٔايَـٰتِنَا ayetlerimizi · هُمْ onlar · أَصْحَـٰبُ adamlarıdır · ٱلْمَشْـَٔمَةِ solun

عَلَيۡهِمۡ نَارࣱ مُّؤۡصَدَةُۢ ﴿20﴾

`aleyhim nârum mü'ṣadeh.

20. Onların hakkı, üzerlerine kapatılmış bir ateştir.

Kelime meali

عَلَيْهِمْ onlara vardır · نَارٌۭ bir ateş · مُّؤْصَدَةٌۢ üzerlerine kilitlenmiş