Beled Suresi
Beled suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ﴿1﴾
lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.
1. Yemin ederim şu beldeye;
Kelime meali
لَآ hayır · أُقْسِمُ and içerim · بِهَـٰذَا bu · ٱلْبَلَدِ kente
وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ﴿2﴾
veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.
2. Senin de içinde oturmakta olduğun o kente;
Kelime meali
وَأَنتَ ki sen · حِلٌّۢ oturmaktasın · بِهَـٰذَا bu · ٱلْبَلَدِ şehirde
وَوَالِدࣲ وَمَا وَلَدَ ﴿3﴾
vevâlidiv vemâ veled.
3. Ana babaya ve bunlardan meydana gelen çocuklara!
Kelime meali
وَوَالِدٍۢ ve doğurana (andolsun) · وَمَا ve · وَلَدَ doğurduğuna
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ ﴿4﴾
leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.
4. Hiç kuşkusuz biz insanı zahmetli bir hayat için yarattık.
Kelime meali
لَقَدْ elbette · خَلَقْنَا biz yarattık · ٱلْإِنسَـٰنَ insanı · فِى arasında · كَبَدٍ zorluk
أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدࣱ ﴿5﴾
eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.
5. O, hiçbir kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Kelime meali
أَيَحْسَبُ mi sanıyor? · أَن güç yetiremeyeceğini · لَّن · يَقْدِرَ · عَلَيْهِ kendisine · أَحَدٌۭ hiç kimsenin
يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالࣰ ا لُّبَدًا ﴿6﴾
yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.
6. “Pek çok mal harcadım” diyor.
Kelime meali
يَقُولُ diyor · أَهْلَكْتُ ben telef ettim · مَالًۭا mal · لُّبَدًا birçok
أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ﴿7﴾
eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.
7. Onu kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Kelime meali
أَيَحْسَبُ mi sanıyor? · أَن kendisini görmediğini · لَّمْ · يَرَهُۥٓ · أَحَدٌ kimsenin
أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ ﴿8﴾
elem nec`al lehû `ayneyn.
8–9. Ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?
Kelime meali
أَلَمْ biz vermedikmi? · نَجْعَل · لَّهُۥ ona · عَيْنَيْنِ iki göz
وَلِسَانࣰ ا وَشَفَتَيۡنِ ﴿9﴾
velisânev veşefeteyn.
Kelime meali
وَلِسَانًۭا ve bir dil · وَشَفَتَيْنِ ve iki dudak
وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ ﴿10﴾
vehedeynâhü-nnecdeyn.
10. Ve ona iki yolu göstermedik mi?
Kelime meali
وَهَدَيْنَـٰهُ ve ona gösterdik · ٱلنَّجْدَيْنِ iki (tepe) yol
فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ ﴿11﴾
fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.
11. Fakat o, sarp yolu göze alamadı.
Kelime meali
فَلَا fakat · ٱقْتَحَمَ o atılamadı · ٱلْعَقَبَةَ sarp yokuşa
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ ﴿12﴾
vemâ edrâke me-l`aḳabeh.
12. O sarp yol nedir, bilir misin?
Kelime meali
وَمَآ nedir? · أَدْرَىٰكَ sana bildiren · مَا ne olduğunu · ٱلْعَقَبَةُ sarp yokuşun
فَكُّ رَقَبَةٍ ﴿13﴾
fekkü raḳabeh.
13. Köle âzat etmektir.
Kelime meali
فَكُّ çözmektir (azad etmek) · رَقَبَةٍ bir köleyi
أَوۡ إِطۡعَٰمࣱ فِي يَوۡمࣲ ذِي مَسۡغَبَةࣲ ﴿14﴾
ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.
14–16. Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.
Kelime meali
أَوْ yahut · إِطْعَـٰمٌۭ doyurmaktır · فِى gününde · يَوْمٍۢ · ذِى açlık · مَسْغَبَةٍۢ
يَتِيمࣰ ا ذَا مَقۡرَبَةٍ ﴿15﴾
yetîmen ẕâ maḳrabeh.
Kelime meali
يَتِيمًۭا yetimi · ذَا akraba olan · مَقْرَبَةٍ
أَوۡ مِسۡكِينࣰ ا ذَا مَتۡرَبَةࣲ ﴿16﴾
ev miskînen ẕâ metrabeh.
Kelime meali
أَوْ yahut · مِسْكِينًۭا yoksulu · ذَا hiçbir şeyi olmayan · مَتْرَبَةٍۢ
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ ﴿17﴾
ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.
17. Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı öğütleyenlerden olmaktır.
Kelime meali
ثُمَّ sonra · كَانَ olmaktır · مِنَ kimselerden · ٱلَّذِينَ · ءَامَنُوا۟ inanan(lar) · وَتَوَاصَوْا۟ ve tavsiye edenlerden · بِٱلصَّبْرِ sabır · وَتَوَاصَوْا۟ ve tavsiye edenlerden · بِٱلْمَرْحَمَةِ merhamet
أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ ﴿18﴾
ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.
18. İşte bunlar hakkın ve erdemin yanında olanlardır.
Kelime meali
أُو۟لَـٰٓئِكَ işte onlar · أَصْحَـٰبُ adamlarıdır · ٱلْمَيْمَنَةِ sağın
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ ﴿19﴾
velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.
19. Âyetlerimizi inkâr edenler ise bâtılın ve erdemsizliğin yanında olanlardır.
Kelime meali
وَٱلَّذِينَ ve kimseler · كَفَرُوا۟ inkar eden(ler) · بِـَٔايَـٰتِنَا ayetlerimizi · هُمْ onlar · أَصْحَـٰبُ adamlarıdır · ٱلْمَشْـَٔمَةِ solun
عَلَيۡهِمۡ نَارࣱ مُّؤۡصَدَةُۢ ﴿20﴾
`aleyhim nârum mü'ṣadeh.
20. Onların hakkı, üzerlerine kapatılmış bir ateştir.
Kelime meali
عَلَيْهِمْ onlara vardır · نَارٌۭ bir ateş · مُّؤْصَدَةٌۢ üzerlerine kilitlenmiş