Anlayarak Kur’an Okuyorum Uygulamayı aç

Şems Suresi

سُوْرَةُ الشَّمْسِ · 91. sure · 15 âyet · Mekkî · 30. cüz · Mushaf sayfa 595

Şems suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.

▶ Anlayarak oku ve dinle

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَا ﴿1﴾

veşşemsi veḍuḥâhâ.

1. Yemin olsun, güneşe ve kuşluğuna;

Kelime meali

وَٱلشَّمْسِ güneşe andolsun · وَضُحَىٰهَا ve onun aydın sabahına

وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا ﴿2﴾

velḳameri iẕâ telâhâ.

2. Işığı onun ardından geldiğinde aya;

Kelime meali

وَٱلْقَمَرِ ve aya andolsun · إِذَا onu izleyen · تَلَىٰهَا

وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا ﴿3﴾

vennehâri iẕâ cellâhâ.

3. Onu (dünyayı) aydınlattığında gündüze;

Kelime meali

وَٱلنَّهَارِ ve gündüze andolsun · إِذَا onu (güneşi) ortaya çıkaran · جَلَّىٰهَا

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰهَا ﴿4﴾

velleyli iẕâ yagşâhâ.

4. Onu karanlıkla örttüğünde geceye;

Kelime meali

وَٱلَّيْلِ ve geceye andolsun · إِذَا onu örten · يَغْشَىٰهَا

وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا ﴿5﴾

vessemâi vemâ benâhâ.

5. Göğe ve onu kuran kudrete;

Kelime meali

وَٱلسَّمَآءِ ve göğe andolsun · وَمَا ve · بَنَىٰهَا onu yapana

وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَا ﴿6﴾

vel'arḍi vemâ ṭaḥâhâ.

6. Yere ve onu yayıp döşeyene;

Kelime meali

وَٱلْأَرْضِ ve yere andolsun · وَمَا ve · طَحَىٰهَا onu yuvarlayıp döşeyene

وَنَفۡسࣲ وَمَا سَوَّىٰهَا ﴿7﴾

venefsiv vemâ sevvâhâ.

7. Nefse ve ona düzen verene;

Kelime meali

وَنَفْسٍۢ ve nefse andolsun · وَمَا ve · سَوَّىٰهَا onu biçimlendirene

فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَا ﴿8﴾

feelhemehâ fücûrahâ vetaḳvâhâ.

8. Ona kötü ve iyi olma yeteneklerini yerleştirene ki,

Kelime meali

فَأَلْهَمَهَا ona ilham edene andolsun · فُجُورَهَا bozukluğunu · وَتَقْوَىٰهَا ve korunmasını

قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّىٰهَا ﴿9﴾

ḳad efleḥa men zekkâhâ.

9. Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.

Kelime meali

قَدْ elbette · أَفْلَحَ kazanmıştır · مَن kimse · زَكَّىٰهَا nefsini yücelten

وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا ﴿10﴾

veḳad ḫâbe men dessâhâ.

10. Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir.

Kelime meali

وَقَدْ ve elbette · خَابَ ziyana uğramıştır · مَن kimse · دَسَّىٰهَا onu alçaltan

كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَآ ﴿11﴾

keẕẕebet ŝemûdü biṭagvâhâ.

11. Semûd kavmi, hak tanımazlığı yüzünden (peygamberini) yalanladı.

Kelime meali

كَذَّبَتْ yalanladı · ثَمُودُ Semud · بِطَغْوَىٰهَآ azgınlığı yüzünden

إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَىٰهَا ﴿12﴾

iẕi-mbe`aŝe eşḳâhâ.

12. En azılısı cüretle ileri atıldığında;

Kelime meali

إِذِ zaman · ٱنۢبَعَثَ ayaklandığı · أَشْقَىٰهَا en haydutları

فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَٰهَا ﴿13﴾

feḳâle lehüm rasûlü-llâhi nâḳate-llâhi vesuḳyâhâ.

13. Allah’ın elçisi onlara, “Allah’ın (mûcize olarak) verdiği deveye ve onun su hakkına dokunmayın” demişti.

Kelime meali

فَقَالَ demişti · لَهُمْ onlara · رَسُولُ elçisi · ٱللَّهِ Allah'ın · نَاقَةَ devesine · ٱللَّهِ Allah'ın · وَسُقْيَـٰهَا ve onun su içmesini

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَيۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَا ﴿14﴾

fekeẕẕebûhü fe`aḳarûhâ. fedemdeme `aleyhim rabbühüm biẕembihim fesevvâhâ.

14. Fakat onlar ona inanmayıp deveyi kestiler. Bunun üzerine rableri, günahları sebebiyle onlara ardı arkası kesilmez felâketler göndererek hepsini helâk etti.

Kelime meali

فَكَذَّبُوهُ onu yalanladılar · فَعَقَرُوهَا ve onu kestiler · فَدَمْدَمَ başlarına geçirdi · عَلَيْهِمْ onların · رَبُّهُم Rableri · بِذَنۢبِهِمْ günahları yüzünden · فَسَوَّىٰهَا ve orayı dümdüz etti

وَلَا يَخَافُ عُقۡبَٰهَا ﴿15﴾

velâ yeḫâfü `uḳbâhâ.

15. O, yaptığının sonucundan korkacak değildir.

Kelime meali

وَلَا ve · يَخَافُ (Rab) korkmaz · عُقْبَـٰهَا bu işin sonundan