Şems Suresi
Şems suresinin Arapçası, Latin harfleriyle okunuşu, Diyanet meali ve her kelimenin Türkçe anlamı. Sesli dinlemek ve ayet ayet tekrar etmek için uygulamada açın.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَا ﴿1﴾
veşşemsi veḍuḥâhâ.
1. Yemin olsun, güneşe ve kuşluğuna;
Kelime meali
وَٱلشَّمْسِ güneşe andolsun · وَضُحَىٰهَا ve onun aydın sabahına
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا ﴿2﴾
velḳameri iẕâ telâhâ.
2. Işığı onun ardından geldiğinde aya;
Kelime meali
وَٱلْقَمَرِ ve aya andolsun · إِذَا onu izleyen · تَلَىٰهَا
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا ﴿3﴾
vennehâri iẕâ cellâhâ.
3. Onu (dünyayı) aydınlattığında gündüze;
Kelime meali
وَٱلنَّهَارِ ve gündüze andolsun · إِذَا onu (güneşi) ortaya çıkaran · جَلَّىٰهَا
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰهَا ﴿4﴾
velleyli iẕâ yagşâhâ.
4. Onu karanlıkla örttüğünde geceye;
Kelime meali
وَٱلَّيْلِ ve geceye andolsun · إِذَا onu örten · يَغْشَىٰهَا
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا ﴿5﴾
vessemâi vemâ benâhâ.
5. Göğe ve onu kuran kudrete;
Kelime meali
وَٱلسَّمَآءِ ve göğe andolsun · وَمَا ve · بَنَىٰهَا onu yapana
وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَا ﴿6﴾
vel'arḍi vemâ ṭaḥâhâ.
6. Yere ve onu yayıp döşeyene;
Kelime meali
وَٱلْأَرْضِ ve yere andolsun · وَمَا ve · طَحَىٰهَا onu yuvarlayıp döşeyene
وَنَفۡسࣲ وَمَا سَوَّىٰهَا ﴿7﴾
venefsiv vemâ sevvâhâ.
7. Nefse ve ona düzen verene;
Kelime meali
وَنَفْسٍۢ ve nefse andolsun · وَمَا ve · سَوَّىٰهَا onu biçimlendirene
فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَا ﴿8﴾
feelhemehâ fücûrahâ vetaḳvâhâ.
8. Ona kötü ve iyi olma yeteneklerini yerleştirene ki,
Kelime meali
فَأَلْهَمَهَا ona ilham edene andolsun · فُجُورَهَا bozukluğunu · وَتَقْوَىٰهَا ve korunmasını
قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّىٰهَا ﴿9﴾
ḳad efleḥa men zekkâhâ.
9. Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.
Kelime meali
قَدْ elbette · أَفْلَحَ kazanmıştır · مَن kimse · زَكَّىٰهَا nefsini yücelten
وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا ﴿10﴾
veḳad ḫâbe men dessâhâ.
10. Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir.
Kelime meali
وَقَدْ ve elbette · خَابَ ziyana uğramıştır · مَن kimse · دَسَّىٰهَا onu alçaltan
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَآ ﴿11﴾
keẕẕebet ŝemûdü biṭagvâhâ.
11. Semûd kavmi, hak tanımazlığı yüzünden (peygamberini) yalanladı.
Kelime meali
كَذَّبَتْ yalanladı · ثَمُودُ Semud · بِطَغْوَىٰهَآ azgınlığı yüzünden
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَىٰهَا ﴿12﴾
iẕi-mbe`aŝe eşḳâhâ.
12. En azılısı cüretle ileri atıldığında;
Kelime meali
إِذِ zaman · ٱنۢبَعَثَ ayaklandığı · أَشْقَىٰهَا en haydutları
فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَٰهَا ﴿13﴾
feḳâle lehüm rasûlü-llâhi nâḳate-llâhi vesuḳyâhâ.
13. Allah’ın elçisi onlara, “Allah’ın (mûcize olarak) verdiği deveye ve onun su hakkına dokunmayın” demişti.
Kelime meali
فَقَالَ demişti · لَهُمْ onlara · رَسُولُ elçisi · ٱللَّهِ Allah'ın · نَاقَةَ devesine · ٱللَّهِ Allah'ın · وَسُقْيَـٰهَا ve onun su içmesini
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَيۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَا ﴿14﴾
fekeẕẕebûhü fe`aḳarûhâ. fedemdeme `aleyhim rabbühüm biẕembihim fesevvâhâ.
14. Fakat onlar ona inanmayıp deveyi kestiler. Bunun üzerine rableri, günahları sebebiyle onlara ardı arkası kesilmez felâketler göndererek hepsini helâk etti.
Kelime meali
فَكَذَّبُوهُ onu yalanladılar · فَعَقَرُوهَا ve onu kestiler · فَدَمْدَمَ başlarına geçirdi · عَلَيْهِمْ onların · رَبُّهُم Rableri · بِذَنۢبِهِمْ günahları yüzünden · فَسَوَّىٰهَا ve orayı dümdüz etti
وَلَا يَخَافُ عُقۡبَٰهَا ﴿15﴾
velâ yeḫâfü `uḳbâhâ.
15. O, yaptığının sonucundan korkacak değildir.
Kelime meali
وَلَا ve · يَخَافُ (Rab) korkmaz · عُقْبَـٰهَا bu işin sonundan